İzaleyi Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası) 2026
İzaleyi şuyu davası, Türk hukukunda yaygın olarak kullanılan bir dava türüdür ve diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davası olarak bilinir. Bu dava, taşınır veya taşınmaz mallarda birden fazla kişinin ortak mülkiyet hakkına sahip olduğu durumlarda ortaya çıkar. Paydaşlar, mal üzerinde kendi paylarına düşen haklarını fiilen kullanabilmek ve malın paylaşımını sağlamak amacıyla bu davayı açabilirler. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 698 uyarınca her paydaş, ortak malın paylaşılmasını isteme yetkisine sahiptir ve bu hak hukuken güvence altına alınmıştır.
Dava, özellikle miras hukukunda sık görülür. Mirasın açılmasıyla birlikte, tereke üzerinde birden fazla mirasçının bulunması durumunda mirasçılar, elbirliği mülkiyet ilkesi gereği terekeye müşterek sahip olurlar. Mirasçılar, malları kendileri arasında paylaştıramadıklarında veya aralarında anlaşmazlık çıktığında ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelir. Ayrıca evlilik süresince edinilen ve ortak mülkiyete tabi mallarda da boşanma sonrası anlaşmazlık durumunda aynı dava türü uygulanır.
İzaleyi şuyu davası, hem aynen taksim hem de satış suretiyle paylaşımı kapsar. Aynen taksim, malın fiziksel olarak paydaşlar arasında bölünmesi ile gerçekleşirken, satış suretiyle paylaşımda malın mahkeme kararı ile satışı yapılır ve elde edilen bedel paydaşlara pay oranına göre dağıtılır. Bu dava türü, taraflar arasında anlaşmazlıkların çözümünü sağlar ve paydaşların haklarını korurken malın değer kaybını önler.

Atabay Hukuk Bürosu – İzaleyi Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası) 2026
İzale-İ Şuyu Davası Nedir?
İzaleyi şuyu davası, diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davası, bir taşınır veya taşınmaz mal üzerinde birden fazla kişinin paydaş olduğu durumlarda, ortaklığın sonlandırılması ve mülkiyetin kişisel hale getirilmesini sağlayan özel bir dava türüdür. Bu dava, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti konusundaki mallarda uygulanır ve malın paylaşılmasını sağlayarak paydaşların kendi mülkiyet haklarını güvence altına alır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 698, her paydaşın ortak malın paylaşılmasını isteme hakkını doğrudan düzenleyerek, ortaklığın giderilmesini hukuki temele oturtmaktadır.
Bu dava genellikle miras hukukuna konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda ortaya çıkar. Mirasçıların miras üzerinde anlaşamaması, malların paylaşılamaması durumunda, ortaklığın giderilmesi davası açılır. Bunun yanı sıra evlilik süresince edinilmiş ve ortak mülkiyete konu olmuş mallarda, boşanma veya anlaşmazlık halinde de izale-i şuyu davaları gündeme gelir. Bu dava, hem satış suretiyle hem de aynen taksim suretiyle gerçekleştirilebilir ve malın değerine, niteliğine ve paydaşların sayısına göre karar verilir.
İzale-i şuyu davası, tarafların anlaşmaya varamadığı her türlü ortaklık durumunda hukuki çözüm sağlar. Dava, yalnızca taraflar arasındaki hak ve yükümlülükleri düzenlemekle kalmaz, aynı zamanda malın üçüncü kişilere el değiştirmesi, değer kaybı veya mirasçılar arasında adaletsiz paylaşım gibi riskleri de önler. Özellikle taşınmaz mal üzerinde paydaşların rızası olmadan paylaşım yapılmasının önüne geçer ve yargı yoluyla tüm paydaşların haklarını güvence altına alır.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Kime Karşı Açılır?
Ortaklığın giderilmesi davası, malın paydaşlarına karşı açılır. Bu paydaşlar, taşınır veya taşınmaz mal üzerinde sahip oldukları pay oranında davaya dahil edilirler. Dava, yalnızca paydaş maliklerden biri tarafından açılabileceği gibi, birden fazla paydaş da davacı sıfatıyla yer alabilir. Ancak paydaş olmayan üçüncü kişiler bu davayı açamazlar. Paydaşlardan biri dava açsa bile, diğer tüm paydaşların davalı olarak gösterilmesi zorunludur; aksi takdirde davanın görülmesi mümkün olmaz.
Paydaşlardan birinin ölümü durumunda, mirasçılık belgesinde ismi geçen tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekir. Bu, davanın tarafsız ve adil bir şekilde sonuçlanmasını sağlamak içindir. Her bir paydaş, dava sürecinde hem davacı hem de davalı konumunda olabilir; zira izale-i şuyu davası tüm taraflar açısından benzer sonuçlar doğurur. Dolayısıyla davanın niteliği gereği, paydaşların tamamının yer alması hukuki bir zorunluluktur.
Bu dava türünde, taraflardan herhangi biri davadan feragat etse bile dava devam eder. Bunun nedeni, dava sonucunun tüm paydaşları etkileyen ve tek bir paydaşa bağlı olmayan bir sonuç doğurmasıdır. TMK m. 698 uyarınca her paydaş, malın paylaşılmasını isteme yetkisine sahip olup, bu yetki devredilemez veya kısıtlanamaz. Dolayısıyla dava, tüm paydaşların haklarını güvence altına alan bir kolektif hukuk mekanizması olarak işlev görür.
İzaleyi Şuyu Davası Hangi Durumlarda Açılır?
Ortaklığın giderilmesi davası, paydaşlar arasında malın paylaşımı konusunda anlaşmazlık ortaya çıktığında açılır. TMK m. 642, mirasçılardan her birine mirasın paylaşılmasını talep etme hakkı tanımaktadır. Ancak TMK m. 698, bazı durumlarda bu hakkın kullanımını sınırlar ve uygun olmayan zamanlarda paylaşma talebinin engellenmesini öngörür. Örneğin, paylı malın sürekli bir amaca tahsis edilmesi veya ortaklığın devam ettirilmesi zorunluluğu gibi hallerde dava açılması mümkün değildir.
Ortaklığı devam ettirme yükümlülüğü üç şekilde doğar: kanun gereği, hâkim kararıyla veya sözleşmeye dayalı olarak. Kanun gereği, henüz doğmamış ceninler için mirasın paylaşımı ertelenebilir (TMK m. 643). Hâkim kararıyla, malın değer kaybına uğramaması için paylaşma ertelenebilir.
Bunun dışında, murisin ölüme bağlı irade beyanıyla paylaşmayı ertelemesi de mümkündür. Ancak muris, mirası tamamen paylaşmayı yasaklayamaz; bu tür bir tasarruf geçersiz sayılır. Dolayısıyla mirasçılar, hukuken miras payları oranında hak sahibi olduklarından, paylaşmanın ertelenmesi ancak yukarıdaki istisnai durumlarla sınırlıdır. Bu durumlar haricinde, paydaşlar anlaşamazsa izale-i şuyu davası açmak her zaman mümkündür.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Ortaklığın giderilmesi davasında görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu, TMK hükümleri ve yargısal uygulama ile belirlenmiş özel bir yetkidir. Görevli mahkeme, taşınır veya taşınmaz malın türüne ve niteliğine bakmaksızın, malın paylaşımını karara bağlayacak olan mercidir. Dolayısıyla izale-i şuyu davalarında genel hukuk mahkemeleri veya asliye hukuk mahkemeleri görevli değildir.
Yetkili mahkeme ise, malın bulunduğu yere göre belirlenir. Taşınmaz malın paylaşımı söz konusu ise HMK m. 12 uyarınca, dava taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Taşınır mallar açısından ise genel yetki kuralları geçerlidir ve genellikle tarafların yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (HMK m. 6). Bu yetki ve görev dağılımı, dava sürecinin etkin ve doğru şekilde yürütülmesini sağlar.
Ayrıca mirasçılık belgelerinin, tapu kayıtlarının ve taşınmazın diğer belgelerinin incelenmesi mahkeme yetkisindedir. Mahkeme, taşınmazın aynen taksim veya satış suretiyle paylaştırılmasının mümkün olup olmadığını araştırmak için keşif yapabilir. Bu inceleme, dava sürecinde hem hukuki hem de ekonomik açıdan adil bir paylaşımı sağlamak amacıyla zorunludur.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Mahkeme Harç ve Giderleri
- Gayrimenkulün satış yoluyla paylaştırılması halinde, taşınmaz malın satış bedelinden bir paydaşın payına düşecek miktarın binde 11,38 oranında nisbi karar ve ilam harcı alınmaktadır.
- Aynen taksim suretiyle paylaştırma kararı verilirse, gayrimenkul değerinin binde 4,55’i oranında nisbi karar ve ilam harcı ödenir.
- Dava başlatılırken harç ve giderler davacı tarafından ödenir; ancak dava sonucunda mahkeme, giderleri ve avukatlık ücretlerini paydaşların pay oranına göre tüm taraflara yükletir.
Mahkeme giderleri, dava sürecinde yapılan tüm işlemleri kapsar: bilirkişi incelemeleri, tapu ve kadastro işlemleri, mahkeme harçları ve gerekli belgelerin celp edilmesi gibi işlemler. Bu giderlerin paylaşımı, dava sonunda tüm paydaşların hak ve pay oranlarını gözeterek yapılır. Dolayısıyla davada kazanan veya kaybeden taraf kavramı yoktur; tüm taraflar davadan eşit şekilde etkilenir.
Buna ek olarak, satış suretiyle yapılan paylaştırmada ortaya çıkan vergi ve harç yükümlülükleri, mirasçılar arasında paylaştırılacak tutardan düşülerek hesaplanır. Özellikle veraset ve intikal vergisi, KDV ve tapu harçları gibi mali yükümlülükler, mirasçılara düşen paylar oranında dağıtılır. Bu sayede paylaşım süreci hem hukuki hem de mali açıdan dengeli bir şekilde yürütülür.

Atabay Hukuk Bürosu – İzaleyi Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası) 2026
İzaleyi Şuyu Davasında Arabuluculuk Zorunluluğu
Ortaklığın giderilmesi davası, 6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamına girer. Yani dava açılmadan önce tarafların arabulucuya başvurması zorunludur. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Bu zorunluluk, taraflar arasında uzlaşma sağlanmasını ve dava sürecinin hızlanmasını amaçlar.
Arabuluculuk sonucunda taraflar anlaşmaya varırsa, anlaşma belgesi düzenlenir ve mahkeme bu belgeyi inceleyerek icra edilebilirlik şerhi verir. Taşınmaz mallar için bu şerh, malın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Anlaşma, tarafların rızasına ve kanunda öngörülen sınırlamalara uygun olduğu sürece kesinleşir ve tapu siciline tescil ettirilir.
Eğer arabuluculuk süreci sonuç vermezse, dava yargısal usulle devam eder. Mahkeme, taşınmazın aynen taksim veya satış suretiyle paylaşımına karar verebilir. Bu aşamada, mahkeme tarafların arabuluculuk sürecinde ortaya koyduğu görüşleri dikkate alabilir ancak hukuki kararı kendi takdirine göre verir. Arabuluculuk zorunluluğu, dolayısıyla dava öncesi uzlaşma kültürünü teşvik eden bir mekanizma olarak işlev görür.

Atabay Hukuk Bürosu – İzaleyi Şuyu Davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası) 2026
İzaleyi Şuyu Davaları Kaç Yıl Sürer?
Ortaklığın giderilmesi davalarının süresi, somut olaya bağlı olarak değişkenlik gösterir. Genel olarak Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılan izale-i şuyu davaları, ilk derece yargılamasında yaklaşık 1 yıl sürebilir. Ancak taraf sayısı, terekenin hacmi, bilirkişi raporları, keşif ve itiraz süreçleri gibi etkenler bu süreyi uzatabilir.
Taşınır ve taşınmaz malların aynen taksim veya satış suretiyle paylaştırılması, davanın süresini doğrudan etkiler. Özellikle taşınmazın değer tespiti için bilirkişi görevlendirilmesi, raporların hazırlanması ve taraflara tebliği zaman alır. Ayrıca, satış yolu ile yapılan paylaştırmalarda, açık artırma süreci, ihalenin feshi ihtimalleri ve bankaya ödeme yapılması gibi prosedürler de süreci uzatabilir.
İyi bir miras veya hukuk avukatı, davanın süresini kısaltmak için gerekli belgeleri önceden hazırlayabilir, arabuluculuk sürecini etkin kullanabilir ve mahkeme prosedürlerini takip edebilir. Ancak davanın taraf sayısının fazla olması, mirasçılar arasında anlaşmazlıkların bulunması ve taşınmaz malın karmaşıklığı gibi durumlar, sürenin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle izale-i şuyu davalarında kesin süre öngörmek güçtür.
Saygılarımızla,
Atabay Hukuk Bürosu