Sulh Ceza Hakimliği Nedir? Sulh Ceza Hakimliği Görevleri
Sulh Ceza Hakimliği, ceza muhakemesinin soruşturma evresinde hâkim kararı alınması zorunlu olan koruma tedbirleri hakkında karar vermek ve bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemekle görevli olan yargı merciidir. 5235 sayılı Kanun m.10 uyarınca “hakimlik” olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, verdiği kararların niteliği, bağımsızlığı ve tarafsızlığı nedeniyle hukuken bir karar verme fonksiyonu icra etmektedir. Özellikle kişi özgürlüğünü doğrudan sınırlayan tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma gibi tedbirler bakımından sulh ceza hakimliği, temel hakların yargısal güvencesi konumundadır.
Sulh Ceza Hakimliğinin görev alanı esas olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen soruşturma işlemlerini kapsar. Bu kapsamda; tutuklama ve adli kontrol kararlarının verilmesi (CMK m.100-110), arama ve elkoyma (CMK m.116 vd., m.123 vd.), iletişimin denetlenmesi, müdafinin dosya inceleme yetkisinin kısıtlanması (CMK m.153), yayın yasağı (Basın Kanunu m.3) gibi ağır sonuç doğuran işlemler hakkında karar verme yetkisi sulh ceza hâkimine aittir. Ayrıca yakalama ve gözaltı işlemlerine itiraz, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların denetimi (CMK m.173) ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine karşı başvurular (CMK m.171-173) da bu hakimliğin görev alanındadır.
Bunun yanında sulh ceza hakimliği, idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvuruları da inceleyen bir yargı merciidir. Özellikle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27 uyarınca idari para cezalarına karşı yapılan itirazlar sulh ceza hâkimliğince karara bağlanır. Bu yönüyle sulh ceza hakimliği, yalnızca ceza soruşturmasının değil, aynı zamanda idarenin yaptırım yetkisinin de yargısal denetimini sağlayan, özgürlük ve mülkiyet hakkını koruyucu anayasal bir güvence makamı olarak ceza adalet sisteminde merkezi bir role sahiptir.

Atabay Hukuk Bürosu – Sulh Ceza Hakimliği Nedir Sulh Ceza Hakimliği Görevleri
Sulh Ceza Hakimliği Nedir?
Sulh Ceza Hakimliği, 2014 yılında yapılan yargı teşkilatı reformu sonrasında klasik anlamdaki “sulh ceza mahkemeleri”nin yerine kurulan, esas itibarıyla soruşturma evresinde hâkim kararı gerektiren işlemleri yapmak ve bu işlemlere karşı yapılan itirazları incelemekle görevli olan bir yargı merciidir. Kuruluşu ve hukuki statüsü 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m.10 hükmü ile düzenlenmiştir. Kanunda “hakimlik” olarak adlandırılmasına rağmen, verdiği kararların niteliği, bağımsızlığı ve tarafsızlığı sebebiyle doktrinde ve uygulamada ceza mahkemesine yaklaşan bir yargı mercii olarak kabul edilmektedir.
Sulh ceza hakimliği, ceza muhakemesinin kovuşturma öncesi aşaması olan soruşturma evresinde, kişi özgürlüğüne ve temel haklara doğrudan müdahale eden tedbirler hakkında karar veren en önemli yargı organıdır. Özellikle tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi, yayın yasağı, dosya inceleme kısıtlaması gibi ağır sonuçlar doğuran koruma tedbirlerinin neredeyse tamamı, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimi tarafından karara bağlanmaktadır. Bu yönüyle sulh ceza hakimliği, bireyin temel hak ve özgürlükleri ile kamu düzeni arasındaki hassas dengeyi kuran anayasal bir güvence işlevi görmektedir.
Sulh Ceza Hakimliğinin Görevleri Nelerdir?
Sulh ceza hakimliklerinin görevleri temel olarak 5235 sayılı Kanun m.10 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ile belirlenmiştir. Bu görevler ağırlıklı olarak soruşturma evresinde hâkim kararı alınması zorunlu olan işlemleri kapsar. Başlıca görevler şunlardır:
- Gözlem altına alma kararı (CMK m.74)
- İç beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması (CMK m.75)
- Moleküler genetik inceleme yapılmasına karar verilmesi (CMK m.78)
- Gözaltı kararına itirazın incelenmesi (CMK m.91/5)
- Tutuklama kararı verilmesi veya tutukluluğun devamına/sona ermesine karar verilmesi (CMK m.100–101)
- Adli arama kararı (CMK m.116 vd.)
- Önleme araması kararı (PVSK m.9)
- Elkoyma tedbirleri (CMK m.123–134)
- Adli kontrol kararı (CMK m.109–110)
- Müdafiin dosya inceleme yetkisinin kısıtlanması (CMK m.153/2)
- Soruşturma evresinde yayın yasağı kararı (Basın Kanunu m.3 ve ilgili hükümler)
- Diğer sulh ceza hakimliklerinin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itirazın incelenmesi (CMK m.173)
- Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarına itirazın incelenmesi (CMK m.173)
- İdari yaptırım kararlarına karşı başvuruların incelenmesi (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27)
Bu görevlerin ortak özelliği, tamamının kişilerin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale eden veya ceza soruşturmasının yönünü belirleyen işlemler olmasıdır. Özellikle tutuklama ve adli kontrol kararları, kişi özgürlüğünü doğrudan sınırlayan tedbirler olduğundan, sulh ceza hakimliği bu noktada anayasal bir denetim makamı olarak görev yapmaktadır. Cumhuriyet savcısının talebi üzerine verilen bu kararlar, keyfi uygulamaların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.
Sulh Ceza Hakimliği ayrıca, ceza muhakemesinde hukuka aykırı uygulamaların düzeltilmesini sağlayan bir itiraz mercii fonksiyonuna sahiptir. Gerek diğer sulh ceza hakimliklerinin kararları gerekse savcılık makamının KYOK veya erteleme kararları, bu hakimlik tarafından denetlenmekte; böylece soruşturma aşamasında yargısal kontrol mekanizması işletilmektedir. Bu durum, ceza muhakemesinin silahların eşitliği ve adil yargılanma hakkı ilkeleriyle uyumlu yürütülmesini temin eder.

Atabay Hukuk Bürosu – Sulh Ceza Hakimliği Nedir Sulh Ceza Hakimliği Görevleri
Sulh Ceza Hakimliği Nerelerde Kuruludur?
Sulh ceza hakimliklerinin kuruluşu ve yargı çevresi 6545 sayılı Kanun ile kurulmuştur. Buna göre, sulh ceza hakimlikleri her il merkezinde ve ayrıca coğrafi durum ile iş yoğunluğu dikkate alınarak belirlenen ilçelerde kurulur. Kuruluş sürecinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur. Bu sistem, hem ülke genelinde yargı hizmetlerinin erişilebilirliğini sağlamak hem de soruşturma işlemlerinin gecikmeden yürütülmesini temin etmek amacı taşır.
Sulh ceza hakimlikleri bulundukları yerin adıyla anılır; örneğin “Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği” veya “İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği” gibi. Hakimliğin yargı çevresi, kural olarak bulunduğu il veya ilçe ile bunlara adli yönden bağlı yerleri kapsar. Ancak büyükşehir belediyesi bulunan illerde, yargı çevresi il sınırlarıyla bağlı olmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine HSK tarafından ayrıca belirlenebilir. Bu düzenleme, büyük şehirlerdeki yüksek iş yükünün dengelenmesi amacıyla getirilmiştir.
İş yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde birden fazla sulh ceza hakimliği kurulabilir ve bu hakimlikler numaralandırılır. Örneğin aynı adliyede birden fazla sulh ceza hakimi görev yapıyorsa “1. Sulh Ceza Hakimliği, 2. Sulh Ceza Hakimliği” şeklinde ayrım yapılır. Ayrıca kanun gereği, sulh ceza hakimliği görevine atanan hâkimler, adli yargı adalet komisyonları tarafından başka mahkemelerde görevlendirilemez. Bu düzenleme, sulh ceza hakimlerinin bağımsızlığını ve uzmanlaşmasını güvence altına almayı amaçlar.
Sulh Ceza Hâkimliklerinde Savcı Bulunur Mu? Kaç Hakimlidir?
Sulh Ceza Hakimliği, klasik ceza mahkemelerinden farklı olarak duruşma yapan sürekli bir yargılama mercii değildir. Temel fonksiyonu dosya üzerinden inceleme yaparak karar vermektir. Ancak tutuklamaya sevk halinde şüphelinin sorgusu yapılırken kısa bir duruşma gerçekleştirilir. Bu sorgu esnasında, diğer ceza mahkemelerinin aksine Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaz. Bu durum, sulh ceza hakimliğinin soruşturma aşamasındaki tarafsız konumunu güçlendirmeye yönelik bir uygulama olarak kabul edilmektedir.
Savcının duruşmada bulunmaması, özellikle tutuklama kararlarının tek taraflı bir iddia makamının etkisi altında kalmadan, doğrudan hâkim tarafından değerlendirilmesini sağlar. Şüpheli, müdafii aracılığıyla savunmasını yapar; hâkim ise dosya kapsamı ve hukuki kriterler çerçevesinde karar verir. Bu yönüyle sulh ceza hakimliği, soruşturma makamı olan savcılıktan kurumsal olarak ayrılmıştır ve yargısal bağımsızlık ilkesi gereğince hareket eder.
Sulh ceza hakimliği tek hâkimli olarak görev yapar. Yani kararlar bir kurul tarafından değil, bir hâkim tarafından verilir. Bu yapı, hızlı karar alınmasını sağlamakla birlikte, verilen kararların ağırlığı nedeniyle hâkimin mesleki tecrübesini ve tarafsızlığını son derece önemli hale getirir. Özellikle tutuklama ve elkoyma gibi ağır sonuçlar doğuran tedbirlerde, hâkimin hukuki değerlendirmesi, kişinin özgürlüğü ve malvarlığı üzerinde doğrudan etkili olmaktadır.
Sulh Ceza Hakimliği Kararlarına İtiraz Mercii Neresidir?
Sulh ceza hakimliğinin verdiği kararlara karşı, olağan kanun yolu olarak itiraz öngörülmüştür. Bu itirazların hangi merci tarafından inceleneceği ayrıntılı biçimde CMK m.268/3 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre, bir yerde birden fazla sulh ceza hakimliği varsa, bir hakimliğin kararına yapılan itiraz numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hakimliği tarafından incelenir. Son numaralı hakimliğin kararını ise bir numaralı hakimlik denetler.
Eğer ilgili yargı çevresinde yalnızca tek bir sulh ceza hâkimliği bulunması hâlinde, itiraz incelemesi; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği tarafından yapılır. Ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise tek sulh ceza hâkimliği mevcutsa, itirazı inceleme yetkisi en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir. Bu karmaşık sistemin amacı, aynı hâkimin kendi kararını denetlemesinin önüne geçmek ve objektif bir inceleme yapılmasını sağlamaktır.
Tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazlarda ise özel bir düzenleme bulunmaktadır. CMK m.268/3-b uyarınca, bu tür itirazlar yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir. Eğer sulh ceza hakimliği görevini fiilen asliye ceza hâkimi yürütüyorsa, itiraz mercii ağır ceza mahkemesi başkanıdır. Böylece kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen kararların farklı bir yargı mercii tarafından denetlenmesi güvence altına alınmıştır.

Atabay Hukuk Bürosu – Sulh Ceza Hakimliği Nedir Sulh Ceza Hakimliği Görevleri
Sulh Ceza Hakimliğinin Kararına İtiraz Süresi Nedir?
Sulh Ceza Hakimliğinin soruşturma işlemlerine ilişkin verdiği kararlara karşı itiraz süresi, kural olarak iki haftadır. Bu süre, ilgilinin kararı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İtiraz, kararı veren hakimliğe verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine sözlü beyanla yapılabilir. Sözlü beyan tutanağa geçirilir ve hâkim tarafından onaylanır. Bu usul, özellikle avukatı bulunmayan kişiler açısından hak arama özgürlüğünü kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.
Kararı veren sulh ceza hakimi, itirazı yerinde görürse kararını kendiliğinden düzeltebilir. Aksi halde en geç üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. Bu düzenleme, soruşturma işlemlerinin gecikmeden yürütülmesi ve kişi haklarının süratle korunması amacıyla getirilmiştir. Zira özellikle tutuklama veya elkoyma gibi kararların uzun süre denetimsiz kalması telafisi güç zararlara yol açabilir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları bakımından da itiraz süresi yine iki haftadır (CMK m.173, m.171). İdari yaptırım kararlarında ise süre farklıdır; Kabahatler Kanunu m.27 uyarınca idari para cezasına karşı başvuru süresi on beş gündür. Sulh ceza hakimliğinin bu başvuru üzerine verdiği kararlara karşı yapılacak itirazlarda ise süre 2 haftadır. Bu sürelerin kaçırılması halinde kararlar kesinleşir ve hukuki sonuç doğurur.
Saygılarımızla,
Atabay Hukuk Bürosu