• Hakkımızda
  • Sektörler
  • Çalışma Alanları
    Atabay Hukuk Bürosu
    Çalışma Alanlarımız
  • Ekibimiz

Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Giriş

22.06.2026 tarihinde Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunularak 25.06.2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Bu Kanun Teklifi ile getirilmesi öngörülen düzenlemelerin önemli bir bölümü Mahkeme süreçleri ve dava usullerindeki tıkanıklıkları gidermeyi, bir bölümü ise Anayasa Mahkemesi’nin güncel iptal kararları doğrultusunda ortaya çıkan hukuki boşlukları doldurmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte teklife , kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen ve banka hesap bilgilerini başkalarına kullandırarak nitelikli dolandırıcılık suçuna bilmeyerek iştirak eden kişilere yönelik önemli bir ceza indirimi ve etkin pişmanlık düzenlemesi de eklenmiştir.

Yapılan değişiklikler, hem adli ve idari yargı işleyişini hem de tarafların hak arama hürriyetleri ile davaların daha az masraflarla ve hızlı şekilde sonuçlandırılması (usul ekonomisi) süreçlerini doğrudan etkileyecek niteliktedir. Bu yazımızda ise teklifle getirilmesi planlanan başlıca değişiklikler özetlenmektedir:

Atabay Hukuk Bürosu - Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

İdari Makamlara Karşı İcra Takibi Öncesi Başvuru Zorunluluğu

Bugüne kadar, yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekalet ücretleri ve yargılama giderleri, idareye gönüllü olarak ödeme imkanı tanınmaksızın doğrudan icra takibine konu edilebiliyordu. Bu durum, kamu kaynakları üzerinde gereksiz icra masrafı, vekalet ücreti ve faiz yükü doğmasına sebebiyet vermekteydi.

Yeni düzenleme ile amaçlanan, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması, icra dairelerinin gereksiz yere meşgul edilmesinin önlenmesi ve alacaklının da alacağına cebri icra masraflarına katlanmak zorunda kalmaksızın daha hızlı bir şekilde kavuşabilmesidir.

Bu kapsamda:

  • İdare aleyhine hükmedilen bir miktar para, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlar bakımından doğrudan doğruya ilamlı icra yoluna başvurulamayacaktır.
  • Alacaklı veya vekili tarafından icra takibi yapılmadan önce idareye yazılı şekilde başvuruda bulunulması ve ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir.
  • Başvuru tarihinden itibaren idareye bir aylık ödeme süresi tanınmakta olup, bu süre içinde ilamda belirtilen tüm alacak kalemlerinin faiz, icra masrafı ve diğer tüm yan alacaklarıyla birlikte ödenmemesi halinde idare aleyhine cebri icra takibi yapılabilecektir.

Ortaklığın Giderilmesi Satışlarında Mirasçı Önceliği ve Teminat Revizyonu

Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi dosyalarında, paydaşların teminattan muaf olmasının sağladığı imtiyazı kötüye kullanarak fahiş teklifler sunan ve sonrasında ihale bedelini yatırmayarak ihalenin iptaline neden olan uygulamalar gözlemlenmekteydi. Bu durum, uzun süren yargılamalar sonrasında hak sahiplerinin mülkiyet hakkını önemli ölçüde ihlal etmekte ve satış aşamasını sabote etmekteydi.

Yeni düzenleme ile amaçlanan ortaklığın satış suretiyle giderilmesi süreçlerinde ortaya çıkan suistimallerin önlenmesi, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda mirasçıların hukuki menfaatlerinin azami düzeyde korunması ve malın öncelikle aile içinde kalmasının sağlanmasıdır.

Yeni sistemde:

  • Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır.
  • Mirasçılar arasında bir defaya mahsus uygulanacak bu açık artırmada, tekliflerin malın mahkemece belirlenen resmi değerinin (muhammen bedeli) yüzde yüzü (%100) üzerinden başlaması zorunlu kılınmaktadır. İlk ihalede alıcı çıkmaması halinde, ikinci artırma genel hükümler çerçevesinde herkese açık şekilde icra edilecektir.
  • Uygulamada sorunlara yol açan paydaşların ihaleye teminatsız katılma imtiyazı kaldırılmakta; paylı veya elbirliği (miras ortaklığı) mülkiyetinde pay sahiplerinin de teminat yatırarak açık artırmaya katılması sağlanırken, yalnızca Hazinenin muafiyeti açıkça korunmaktadır.
  • En yüksek teklifi verip süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcılarına, teklif ettikleri bedelin yüzde beşi (%5) oranında idari para cezası verilecektir.

Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Kısmi Davada Yeni Dönem

6100 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize giren belirsiz alacak davası, hangi alacaklar için bu davanın açılabileceği noktasında uygulamada ciddi duraksamalara, yargılamaların uzamasına ve alacağın zamanaşımına uğraması gibi hak arama hürriyetini zedeleyen mağduriyetlere yol açmaktaydı.

Yeni düzenleme ile amaçlanan belirsiz alacak davasının uygulamada yarattığı tartışma ve karmaşanın sonlandırılması, belirsiz alacak davasının sağladığı hukuki korumanın ve yararların daha güvenli bir usulle kısmi dava çatısı altında mükellef kılınmasıdır.

Bu kapsamda:

  • Uygulamada ciddi hak kayıplarına sebebiyet veren belirsiz alacak davası tamamen yürürlükten kaldırılmaktadır.
  • Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği kısmi davalarda davacıya; iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve ıslah hakkını harcamaksızın, mahkemenin delilleri inceleme ve araştırma aşaması (tahkikat) bitene kadar alacağın kalan kısmını bir defaya mahsus olmak üzere artırma hakkı verilmektedir.
  • En kritik değişiklik olarak; zamanaşımı, artırılan bakiye kısım yönünden de davanın açıldığı ilk tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Tazminat Dosyalarında Faiz Ayrımı ve Oransal Mahsup Sistemi

Destekten yoksun kalma ile çalışma gücünün azalmasından doğan tazminat dosyalarında, mağdurun gelecekte elde edeceği varsayılan ve henüz elde edilme zamanı gelmeyen muhtemel kazançlarının toplamına doğrudan olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi, borçlular üzerinde hakkaniyete aykırı ağır mali külfetler yaratmaktaydı. Ayrıca dava sürerken yapılan kısmi ödemelerin ne şekilde mahsup edileceği hususunda mahkemeler arasında yeknesaklık bulunmamaktaydı.

Yeni düzenleme ile amaçlanan tazminat sisteminin taraflar arasında adil ve hakkaniyete uygun bir dengeye kavuşturulması, hukuki belirlilik ile uygulama birliğinin sağlanmasıdır.

Yeni sistemde:

  • Zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının net olarak bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilecektir.
  • Geleceğe yönelik varsayımsal hesaplamaların yapıldığı ve kazancın açıkça bilinemediği dönem tazminat tutarlarına ise ancak karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi esası kabul edilmektedir.
  • Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, Mahkemenin esas incelemesi başlamadan yani tahkikat aşaması öncesinde, borcu ödemek amacıyla yapılan ara ödemeler, ödeme tarihindeki verilere göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir. Tahkikatın başlamasından sonra yapılan ödemeler ise işletilmiş faiziyle birlikte toplam tutardan düşülecektir.

İdari Yargıda Tek Hâkim Sınırının Artırılması ve Kanun Yolları

İdari yargıda uyuşmazlıkların niteliği gereği heyet tarafından incelenmesi zarureti bulunmayan dava türlerinin tek hâkimle çözümlenmesi, yargılamanın hızlanması ve mahkemelerin iş yükünün etkin yönetimi bakımından önem arz etmektedir.

Yeni düzenleme ile amaçlanan idari yargıda uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve Danıştayın iş yükü azaltılarak asli işlevi olan içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesidir.

Bu kapsamda:

  • İdare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek iptal ve tam yargı davalarının parasal sınırı 2026 yılı için 486.000 Türk Lirası olarak yeniden belirlenmektedir. Ayrıca kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezalarına karşı açılan uyuşmazlıklar da tek hâkimle görülecektir.
  • Bölge İdare Mahkemesi (BİM), ilk derece mahkemesinin karar sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçesini hatalı veya eksik bulursa, kararı iptal etmeden sadece gerekçesini düzelterek başvuruyu reddedebilecektir.
  • Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda; BİM’in istinaf incelemesinde ilk derece kararını kaldırarak yeniden esas hakkında verdiği kararların, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilmesine imkân tanınmaktadır. Ancak tek hâkimle görülen davalar ile niteliği gereği bazı özel kanunlardan (3091, 4081, 6458 sayılı Kanunlar vb.) doğan davalar bu temyiz yolundan istisna tutulmuştur.

Hukuk Yargılamalarında Makul Süre ve Usul Ekonomisi Tedbirleri

Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri davaların makul sürede ve süratle sonuçlandırılmasıdır. Uygulamada duruşma aralarının kontrolsüz şekilde uzun tutulması ve usuli işlemlerin uzaması hak kayıplarına sebebiyet vermekteydi.

Yeni düzenleme ile amaçlanan hâkimin dosyadan uzaklaşmasının önlenmesi, sağlıklı ve hızlı bir inceleme ortamı yaratılarak makul sürede yargılanma hakkının etkin biçimde korunmasıdır.

Bu kapsamda:

  • Yazılı yargılama usulünün uygulandığı hukuk davalarında duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacaktır. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hâkim, somut ve olaya uygun gerekçesini duruşma tutanağına açıkça yazarak daha uzun bir süre belirleyebilecektir.
  • Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla (e-duruşma) bulundukları yerden duruşmaya katılanlar için; ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh olma beyanları hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin usuli zorunluluklar aranmayacaktır.
  •  İlgili teklif metninde; ilk derece mahkemelerinin verdikleri kararlar görev ve yetki yönünden istinaf aşamasında kesinleşerek Yargıtay’ın ilk derece mahkemelerinin kararlarını sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozamayacağına ilişkin düzenleme ise tekliften çıkarılmıştır.

Bilirkişilik Müessesesinde Yeni Disiplin Yaptırımı

Yargılama faaliyetlerinde teknik ve özel bilgi gerektiren haller dışında, hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapma yetkisi münhasıran yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıya aittir. Ancak uygulamada, mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülmesi gereken uyuşmazlıklarda da sıklıkla bilirkişiye başvurulduğu ve bunun davaları öngörülemeyerek uzattığı tespit edilmiştir.

Yeni düzenleme ile amaçlanan bilirkişilik müessesesinin asli amacına uygun olarak işletilmesi ve hâkim ile savcıların yargılama faaliyetindeki temel ve kurucu rolünün güçlendirilmesidir.

Bu kapsamda:

  • Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve savcılar hakkında “Uyarma” disiplin cezası verileceği açıkça kanun hükmü haline getirilmektedir.

Ceza Muhakemesinde Kişisel Veri Güvenliği ve HAGB Kısıtlaması

Anayasa Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlüklerin korunması kapsamında verdiği iptal kararları doğrultusunda, ceza yargılamasında elde edilen dijital ve genetik verilerin saklanma, sınırlandırılma ve imha süreçlerinde yeterli kanuni güvencelerin oluşturulması zorunluluğu doğmuştur.

Yeni düzenleme ile amaçlanan ceza muhakemesi tedbirlerinin kanunilik şartını tam manasıyla karşılaması ve suç ve ceza politikasının anayasal ölçütlerle tam uyumlu hale getirilmesidir.

Yeni sistemde:

  • Moleküler genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak sisteme kaydedilecek; beraat veya Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Takipsizlik) kararlarında derhal, mahkûmiyet ve düşme gibi hallerde ise kesinleşmeden itibaren 20 yıl geçmesiyle savcı huzurunda yok edilecektir.
  • Bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma (CMK 134) tedbiriyle elde edilen veriler adli emanette saklanacak ve takipsizlik veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yılın sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanağa bağlanarak imha edilecektir.
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında kesinlikle uygulanamayacaktır.
  • Kaçak sanık hakkında gıyabında güvenlik tedbirine hükmedilmesi halinde, sanığa bizzat mahkemede hazır bulunmak kaydıyla savunma hakkını kullanacağını beyan ederek yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.

Banka Hesap Bilgilerinin Üçüncü Kişilerle Paylaşılması (IBAN Mağdurları Düzenlemesi)

Komisyonda kabul edilen önergeyle teklife, kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen ve haksız menfaat sağlamak amacıyla banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşan kişilerin hukuki durumunu düzenleyen yeni bir madde eklenmiştir. Bu kapsamda, Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir.

Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin; failin kendisine veya bir başkasına haksız menfaat sağlama gayesiyle, şahsına ya da başkasına ait banka/kredi kartı gibi ödeme araçlarını, banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermesi fiiliyle sınırlı kalması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Bu kapsamda;

  • Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm olup dosyası kanun yolu incelemesinde (Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı) bulunan ve yeni fıkradan yararlanabilecek olan sanıklar hakkında bozma kararı verilerek dosyaları ilk derece mahkemelerine gönderilecektir.
  • Haklarındaki hüküm kesinleşmiş ve infaz aşamasında olan, ancak daha önce TCK Madde 168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış olan hükümlüler; mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içinde tamamen gidermeleri (aynen geri verme veya tazmin) halinde, TCK’nin 168/2. maddesindeki ceza indiriminden faydalanabilecektir.
  • Bu 6 aylık süre içinde mağdurun zararı tamamen karşılanıncaya kadar, fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyecektir. Bu geçiş hükümleri, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle sonradan kesinleşen dosyalar için de geçerli olacaktır.

3095 Sayılı Kanun Uyarınca Kanuni Faiz Oranlarında Düzenleme

Yeni düzenleme ile amaçlanan; enflasyonist etkiler karşısında alacakların değer kaybına uğramasının önüne geçilmesi, alacaklı ve borçlunun menfaatleri arasında adil ve hakkaniyete uygun bir dengenin kurulması ile yasal faiz oranlarının piyasa gerçekleriyle dinamik bir biçimde uyumlu hale getirilmesidir.

Bu kapsamda:

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken fakat miktarı sözleşme ile tespit edilmemiş olan tüm hallerde; yıllık faiz ödemesi sabit bir oran yerine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni (%80) üzerinden hesaplanacaktır.
  • Ekonomik dalgalanmaların ve paranın değerindeki değişimlerin adil yönetilmesi amacıyla sisteme bir “yıl ortası dengeleme mekanizması” dahil edilmektedir. Buna göre, 30 Haziran günü itibarıyla geçerli olan reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklılık gösterirse, sabit oran dayatılmayacak ve yılın ikinci yarısı için 30 Haziran günü belirlenen bu güncel oranın yüzde sekseni (%80) geçerli olacaktır.

Zaman Bakımından Uygulama ve Yürürlük

  • Belirsiz alacak davasının kaldırılmasına ilişkin hükümler, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan mevcut davalarda uygulanmayacak; bu davalar eski hükümler dairesinde görülmeye devam edecektir.
  • TCK 158’e eklenen fıkranın geçmişe etkili uygulanmasına ilişkin kurallar yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
  • Teklifin yasalaşması halinde; Türk Medeni Kanunu’ndaki e-satış hükümleri ile HMK’nın uzaktan katılmada elle imza muafiyetine dair maddeleri yayımı tarihinden üç ay sonra, diğer tüm maddeler ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.

Atabay Hukuk Bürosu - Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Sonuç ve Değerlendirme

Yapılan düzenlemeler, icra ve iflas hukukundan idari yargı işleyişine, borçlar hukuku tazminat rejiminden ceza muhakemesindeki veri güvenliği standartlarına, banka hesap bilgilerini üçüncü kişilerle paylaşan kişilerin hukuki durumuna (IBAN mağdurlarına getirilen ceza indirimine) ve HMK usul kurallarına kadar son derece geniş bir alanda yapısal değişiklikler öngörmektedir. Özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla kısmi davaya tanınan geniş imkanlar, duruşma aralarına getirilen üç aylık katı tavan süre sınırlaması ve hukuki konularda bilirkişiye başvurulmasının disiplin yaptırımına bağlanması, adliye pratiğindeki kökleşmiş alışkanlıkları tamamen değiştirecek niteliktedir. Bu çerçevede, teklifin yasalaşma süreci yakından takip edilerek, yürürlük tarihleri itibarıyla dava stratejilerinin, dilekçe kurgularının ve kurumsal pozisyonların yeni mevzuat hiyerarşisine uygun olarak uyarlanması yararlı olacaktır.

Saygılarımızla,