• Hakkımızda
  • Sektörler
  • Çalışma Alanları
    Atabay Hukuk Bürosu
    Çalışma Alanlarımız
  • Ekibimiz

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ve devamı maddelerinde düzenlenen, taraflara karşılıklı borç yükleyen ivazlı bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede bakım borçlusu, bakım alacaklısını yaşamı boyunca bakıp gözetmeyi; bakım alacaklısı ise bir malvarlığı değerini devretmeyi üstlenir. Hukuki niteliği itibarıyla tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme karakteri taşır. Edimler arasında karşılıklılık bulunur ve her bir tarafın borcu, diğerinin borcunun hukuki sebebini oluşturur. Uygulamada sıklıkla taşınmaz devri karşılığında bakım yükümlülüğü kararlaştırılmaktadır.

Kanunun sistematiği incelendiğinde, sözleşmenin yalnızca maddi destekle sınırlı olmadığı, sosyal ve kişisel bakım yükümlülüklerini de kapsadığı görülmektedir. TBK m.614/2 hükmü uyarınca bakım borçlusu; uygun gıda, barınma ve hastalık halinde gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Bakım alacaklısının sözleşme tarihinde özel bir bakım ihtiyacı içinde bulunması zorunlu değildir. Yargıtay uygulamasında da sözleşmenin geçerliliği açısından bakım gereksiniminin sonradan doğmasının veya kısa sürmesinin belirleyici olmadığı kabul edilmektedir.

Sözleşmenin temelinde çoğu zaman yaşlılık, hastalık veya yalnızlık endişesi bulunmaktadır. Ancak hukuki değerlendirme, tarafların sübjektif beklentilerinden ziyade irade beyanlarının içeriği ve karşılıklı edim dengesine dayanır. Bu yönüyle ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bağıştan farklı olarak ivazlıdır ve kural olarak saklı paya tabi değildir. Bununla birlikte muris muvazaası iddiaları bakımından her somut olayda mirasbırakanın gerçek iradesi titizlikle araştırılmaktadır.

Atabay Hukuk Bürosu - Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şekli

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, şekil şartına tabi bir sözleşmedir. TBK m.612 uyarınca bu sözleşmenin geçerliliği miras sözleşmesi şeklinde yapılmasına bağlıdır. Bu bağlamda Türk Medeni Kanunu m.545 gereği resmi vasiyetname biçiminde düzenlenmesi zorunludur. Resmi vasiyetname ise TMK m.532 uyarınca sulh hakimi, noter veya kanunla yetkilendirilmiş diğer resmi memur tarafından iki tanığın katılımıyla düzenlenir. Şekle aykırılık, kesin hükümsüzlük sonucunu doğurur.

Uygulamada sözleşmeler çoğunlukla noterliklerde düzenleme şeklinde yapılmaktadır. Noter tarafından düzenlenen belgede tarafların irade beyanlarının açıkça yer alması, imzaların usulüne uygun şekilde alınması ve tanıkların hazır bulunması gerekir. Şekil şartı, yalnızca ispat kolaylığı sağlamak amacıyla değil, tarafların iradelerinin korunması ve miras hukuku alanındaki olası uyuşmazlıkların önlenmesi amacıyla öngörülmüştür. Bu nedenle şekil, kamu düzenine ilişkin kabul edilmektedir.

Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yapılan sözleşmeler bakımından ise kanun koyucu istisnai bir düzenleme getirmiştir. TBK m.612/2 kapsamında, yetkili makamların belirlediği koşullara uygun olarak yapılan sözleşmelerde yazılı şekil yeterli sayılmaktadır. Bunun dışında adi yazılı şekilde yapılan sözleşmeler geçerli kabul edilmez ve tapu iptal ve tescil davasına dayanak oluşturamaz. Yargıtay kararlarında da resmi şeklin varlığı öncelikli inceleme konusudur.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Mal Kaçırma İradesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, uygulamada sıklıkla muris muvazaası iddialarına konu olmaktadır. Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma amacıyla gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı görünürde satış veya bakım sözleşmesi gibi göstermesi hâlidir. 01.04.1974 tarihli 1974/1 E. 1974/2 k. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde temel referans niteliğindedir. Bu durumda görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradesini yansıtmaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında muris muvazaasının varlığı araştırılırken mirasbırakanın gerçek iradesi, temlik edilen malın tüm malvarlığına oranı, taraflar arasındaki beşeri ilişkiler ve bakımın fiilen yerine getirilip getirilmediği birlikte değerlendirilmektedir. Özellikle temlik edilen malın mamelek içindeki oranının makul sınırları aşması, mal kaçırma iradesine karine teşkil edebilmektedir. Ancak tek başına oran kriteri kesin sonuç doğurmaz; her olay kendi koşulları içinde incelenir.

Bakım borçlusunun gerçekten bakım hizmeti sunmuş olması, muris muvazaası iddiasını bertaraf eden önemli bir unsurdur. Mirasbırakanın sözleşme yapma konusunda haklı ve makul bir sebebinin bulunması hâlinde, temlikin muvazaalı olduğundan söz edilmez. Bu değerlendirme, kesin yargılara dayanmaksızın, somut deliller ışığında yapılmalıdır. İrade araştırması, murisin sözleşme tarihindeki sosyal ve sağlık koşulları dikkate alınarak gerçekleştirilir.

Atabay Hukuk Bürosu - Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir

Ölünceye Kadar Bakma Akdinin Usulüne Uygun Olması

Sözleşmenin geçerliliği bakımından şekil şartının yerine getirilmesi kadar, usulüne uygun düzenlenmesi de önem taşır. Resmi memur önünde yapılan işlemlerde tarafların ayırt etme gücüne sahip olması, iradelerinin serbestçe açıklanması ve tanıkların hukuki ehliyete sahip bulunması gerekir. Aksi hâlde sözleşmenin iptali gündeme gelebilir. Bu inceleme özellikle ileri yaş ve hastalık hâllerinde önem kazanmaktadır.

Yargıtay uygulamasında, noterlik işlemlerinin ilgili dönemde yürürlükte bulunan mevzuata uygun olup olmadığı da değerlendirme konusudur. Noterlik Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenleme şeklindeki işlemlerin imza ve mühür şartlarını taşıması aranır. Şekle ilişkin eksiklikler, sonradan tamamlanabilir nitelikte değildir. Bu nedenle dava konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihteki mevzuat hükümleri dikkate alınarak değerlendirme yapılır.

Usulüne uygun düzenlenen bir sözleşme, taraflar bakımından bağlayıcıdır ve mirasçıların tek taraflı iradesiyle ortadan kaldırılamaz. Bununla birlikte sözleşmenin muvazaalı olduğu iddiası ileri sürülebilir. Bu durumda ispat yükü, muvazaa iddiasında bulunan tarafa aittir. Mahkeme, şekil yönünden geçerli sözleşmenin esas yönünden de gerçek iradeye uygun olup olmadığını araştırmakla yükümlüdür.

Bakım ve Destek Karşılığında Ölünceye Kadar Bakma Akdi

Evlatların ebeveynlerine bakması ahlaki bir yükümlülük olmakla birlikte, bakım hizmetinin olağan sınırları aşması hâlinde ivazlı bir sözleşme kurulması mümkündür. Yargıtay içtihatlarında, özellikle uzun süreli hastalık, cezaevi süreci veya ağır bakım gereksinimi gibi durumlarda yapılan temliklerin bakım karşılığı olduğu kabul edilmektedir. Bu hâllerde temlik, minnet ve güven ilişkisine dayanmaktadır.

Bakım borçlusunun fiilen bakım hizmetini yerine getirmiş olması, sözleşmenin ivazlı niteliğini güçlendirmektedir. Murisin sağlığında bakım yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair bir ihtar veya dava bulunmaması da değerlendirme unsurlarındandır. Bu kapsamda sözleşmenin kurulma amacı ile fiili uygulama arasında uyum aranır. Edimler arasındaki denge, hakkaniyet ölçütü çerçevesinde incelenir.

Temlik edilen taşınmazın değerinin diğer mallara kıyasla yüksek olması tek başına muvazaa sonucunu doğurmaz. Sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği taraflar, bakım karşılığında diledikleri malvarlığı değerini devredebilirler. Ancak malvarlığının tamamına yakınının devri, özellikle diğer mirasçılarla ilişkiler de dikkate alınarak incelenir. Nihai değerlendirme, somut olayın özelliklerine göre yapılır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Mirasçılara Geçer Mi?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kişisel nitelik taşıyan bir sözleşme olmakla birlikte malvarlığına ilişkin sonuçlar doğurur. Bakım alacaklısının ölümüyle birlikte sözleşme sona erer; ancak devre ilişkin borç daha önce ifa edilmişse mülkiyet bakım borçlusuna geçer. Bakım borçlusunun edimini yerine getirmemesi hâlinde ise mirasçılar sözleşmeye dayanarak hak talep edebilir.

Bakım borçlusu sözleşme gereği taşınmazı henüz devralmamışsa ve bakım alacaklısı vefat etmişse, mirasçılar mülkiyeti geçirme borcuyla yükümlü olurlar. Bu durumda sözleşme, mirasçılar bakımından da bağlayıcıdır. Aksi davranış hâlinde bakım borçlusu tarafından tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Bu yönüyle sözleşme, miras hukukuyla doğrudan bağlantılıdır.

Bakım borçlusunun ölümü hâlinde ise sözleşmenin kişisel niteliği dikkate alınır. Bakım ediminin şahsa sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle kural olarak mirasçılara geçmez. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa farklı değerlendirme yapılabilir. Bu husus, sözleşme metninin içeriğine göre belirlenir ve her somut olay ayrı ayrı incelenir.

Atabay Hukuk Bürosu - Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şekli ve Tapu İptal ve Tescil Davası

Resmi şekle uygun olarak düzenlenmeyen ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunulamaz. Yargıtay içtihatlarında, şekil eksikliğinin davanın reddi sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmektedir. Bu nedenle dava öncesinde sözleşmenin şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı titizlikle incelenmelidir. Şekle ilişkin eksiklikler, sonradan tanık beyanı ile giderilemez.

Bakım borçlusunun edimini yerine getirmesine rağmen mirasçıların tapu devrini gerçekleştirmemesi hâlinde açılacak dava, sözleşmeye dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Bu davada sözleşmenin varlığı, geçerliliği ve bakım yükümlülüğünün ifa edildiği ispat edilmelidir. Mahkeme, hem şekil hem de esas yönünden inceleme yapar.

Muris muvazaasına dayalı iptal davalarında ise görünürdeki sözleşmenin gerçek iradeyi yansıtmadığı ileri sürülür. Bu durumda resmi sözleşmenin geçersizliğinin tespiti talep edilir. Mahkeme, temlikin bakım amacıyla mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla mı yapıldığını araştırır. Karar, somut olayın tüm delilleri birlikte değerlendirilerek verilir.

Saygılarımızla,

Atabay Hukuk Bürosu