<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Haberler &#8211; Atabay Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://atabayhukuk.com.tr/kategori/haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://atabayhukuk.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 12:50:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (SIRA NO: 595)</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/vergi-usul-kanunu-genel-tebliginde-degisiklik-yapilmasina-dair-teblig-sira-no-595/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/vergi-usul-kanunu-genel-tebliginde-degisiklik-yapilmasina-dair-teblig-sira-no-595/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=3002</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 595) ile internet ve diğer dijital ortamlarda gerçekleştirilen iktisadi ve ticari faaliyetlere ilişkin bilgi verme ve bildirim düzenlemelerinin kapsamı genişletilmiş; ilanların yayımlanmasına aracılık eden farklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><p><strong>Giriş</strong></p>
<p>5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 595) ile internet ve diğer dijital ortamlarda gerçekleştirilen iktisadi ve ticari faaliyetlere ilişkin bilgi verme ve bildirim düzenlemelerinin kapsamı genişletilmiş; ilanların yayımlanmasına aracılık eden farklı hizmet sağlayıcılar bakımından bildirilecek bilgiler yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Dijital Ortamlardaki Faaliyetler Bildirim Kapsamına Alındı</strong></p>
<p>Yapılan değişiklikle, bildirim yükümlülüğü getirilmesine ilişkin düzenleme yalnızca elektronik ticaret faaliyetleri ile sınırlı olmaktan çıkarılmış; internet dâhil olmak üzere ekonomik ve ticari amaçlarla kullanılan dijital ortamlarda gerçekleştirilen alım, satım, kiralama, ilan ve reklam faaliyetleri vergi güvenliğinin sağlanması adına bildirim kapsamına alınmıştır.</p>
<p>Bu kapsamda; elektronik ortamda iktisadi ve ticari faaliyette bulunan hizmet sağlayıcılar ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarının yanı sıra aracı hizmet sağlayıcılar, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, erişim sağlayıcılar, içerik sağlayıcılar, yer sağlayıcılar ve sosyal ağ sağlayıcılar da kendilerine bildirim yükümlülüğü getirilebilecek kişiler arasında açıkça sayılmıştır.</p>
<p><strong>Bildirilecek Bilgilerin Kapsamı Genişletildi</strong></p>
<p>Taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar bakımından sürekli bilgi verme yükümlülüğü devam etmekle birlikte; bildirilecek bilgilerde değişikliğe gidilmiştir. Bu kapsamda, hizmet verilen gerçek veya tüzel kişilere ilişkin daha önce öngörülen “işyeri adres bilgileri” ibaresi kaldırılmış; bunun yerine mükellefiyetin tespitine ilişkin bilgilerin bildirilmesi öngörülmüştür.</p>
<p>Ayrıca daha önce “Başkanlık tarafından belirlenecek diğer bilgiler” şeklinde düzenlenen bildirim kalemi yerine, hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış veya kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerinin bildirilmesi açıkça düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Yer Sağlayıcılar ve Sosyal Ağ Sağlayıcılar İçin Ayrı Bildirim Rejimi Düzenlendi</strong></p>
<p>595 sayılı Tebliğ ile yer sağlayıcılar ve sosyal ağ sağlayıcılar, aracı hizmet sağlayıcılarla birlikte düzenlendikleri mevcut hükümden çıkarılarak kendilerine özgü ayrı bir bildirim rejimine tabi tutulmuştur.</p>
<p>Buna göre, taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasına yönelik ilanların yayımlanmasına imkân sağlayan yer sağlayıcılar ve sosyal ağ sağlayıcılar, takvim yılının aylık dönemleri itibarıyla;</p>
<ul>
<li>verilen hizmetin sağlandığı internet adres veya adreslerini,</li>
<li>hizmet verilen gerçek veya tüzel kişilerin ad-soyad/unvan, TCKN/YKN/VKN gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgilerini,</li>
<li>hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış veya kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerini</li>
</ul>
<p>elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığı sistemlerine bildirmekle yükümlüdür.</p>
<p>Bu düzenleme doğrultusunda, sosyal ağ ve yer sağlayıcılarının Gelir İdaresi Başkanlığına bilgi verme yükümlülüğünün kapsamı ve bildirilecek bilgiler yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Bildirimlerin Doğruluğuna İlişkin Sorumluluk Hükmünde Değişiklik Yapıldı</strong></p>
<p>595 sayılı Tebliğ ile 538 sayılı Tebliğin, aracı hizmet sağlayıcılar, sosyal ağ sağlayıcılar ve yer sağlayıcıların BTRANS üzerinden bildirdikleri bilgilerin doğruluğundan sorumlu olduklarını ayrıca düzenleyen 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>595 sayılı Tebliğ ile dijital ortamlarda yürütülen iktisadi ve ticari faaliyetlere ilişkin vergi idaresinin bilgi alma yetkisinin kapsamı genişletilmiş; özellikle internet üzerinden verilen satış ve kiralama ilanları bakımından aracı hizmet sağlayıcılar ile yer ve sosyal ağ sağlayıcıların bildirim yükümlülükleri birbirinden ayrılarak yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p>Bu çerçevede, ilanların yayımlanmasına aracılık eden veya yayımlanmasına imkân sağlayan işletmelerin, hangi sağlayıcı statüsünde olduklarını ve bu statüye göre Gelir İdaresi Başkanlığına hangi bilgileri bildirmeleri gerektiğini değerlendirmeleri; bilgi toplama altyapılarını ve BTRANS (Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi Transfer Sistemi)  üzerinden yürüttükleri bildirim süreçlerini yeni düzenlemeye uygun şekilde gözden geçirmeleri önem taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk</strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/vergi-usul-kanunu-genel-tebliginde-degisiklik-yapilmasina-dair-teblig-sira-no-595/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanmasına Yönelik Yönetmelik</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/motorlu-kara-tasitlarinin-kiralanmasina-yonelik-yonetmelik/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/motorlu-kara-tasitlarinin-kiralanmasina-yonelik-yonetmelik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 15:12:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2995</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik, araç kiralama sektöründe ilk kez bütüncül bir çerçeve oluşturmakta; yetki belgesi ve filo koşullarından sözleşme, rezervasyon, depozito, hasar, ilan ve platform süreçlerine kadar pek çok alanı kurala bağlamaktadır. Yönetmelik 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yönetmelik Amacı Yönetmeliğin temel amacı, kapsamına giren motorlu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><p><strong>Giriş</strong></p>
<p>15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik, araç kiralama sektöründe ilk kez bütüncül bir çerçeve oluşturmakta; yetki belgesi ve filo koşullarından sözleşme, rezervasyon, depozito, hasar, ilan ve platform süreçlerine kadar pek çok alanı kurala bağlamaktadır. Yönetmelik 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.</p>
<p><strong>Yönetmelik Amacı</strong></p>
<p>Yönetmeliğin temel amacı, kapsamına giren motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerini kayıt altına almak, kiralama hizmetinde asgari standartları belirlemek ve özellikle tüketiciye sunulan kısa süreli kiralamalarda daha şeffaf ve öngörülebilir bir sistem oluşturmaktır.</p>
<p>Bu kapsamda düzenleme; kiralama işletmelerinin yetkilendirilmesi ve organizasyonu, kiralanabilecek taşıtların nitelikleri, kira ve rezervasyon sözleşmeleri, ücret ve depozito uygulamaları, teslim ve iade süreçleri, hasar talepleri, kiralık taşıt ilanları, aracı platformlar ve Bakanlık nezdinde kurulacak bilgi sistemi bakımından yeni kurallar getirmektedir.</p>
<p><strong>Yönetmelik Kimleri ve Hangi Kiralamaları Kapsıyor?</strong></p>
<p>Yönetmelik, her araç kiralama işlemine uygulanmamaktadır. Kapsamın belirlenmesinde kiralamanın süresi, kiracının tüketici niteliğinde olup olmadığı ve kiralama modeli önem taşımaktadır.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="302"><strong>KAPSAMDA</strong></td>
<td width="302"><strong>KAPSAM DIŞINDA</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="302">v 30 günden kısa süreli kiralamalar (kesintisiz)
<p>v Kiracının tüketici niteliğinde olduğu kiralamalar</p>
<p>v Yönetmelikte tanımlanan binek ve belirli hafif ticari taşıt sınıflarının (M1, M1G, N1, N1G) kiralanması</p></td>
<td width="302">v 30 gün ve daha uzun süreli kiralamalar
<p>v Kiracının tüketici niteliğinde olmadığı kısa süreli kiralamalar (örneğin şirketin ticari faaliyeti için şirket adına yapılan kiralamalar)</p>
<p>v Paylaşımlı kiralama modelleri</p></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Bir şirketin kendi ticari veya mesleki ihtiyacı için araç kiraladığı B2B işlemler, kiracı tüketici niteliğinde olmadığından Yönetmeliğin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu nedenle Yönetmelik, şirket adına yapılan her araç kiralamasına otomatik olarak uygulanmaz.</p>
<p><strong>Kiralama İşletmeleri İçin Yetki Belgesi Dönemi</strong></p>
<p>Yönetmelik kapsamındaki motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetini ticari olarak yürüten işletmeler için yetki belgesi zorunluluğu getirilmektedir. Yetki belgesi işletmenin bulunduğu yerdeki il müdürlüğü tarafından Bilgi Sistemi üzerinden düzenlenecek; her işletme için ayrı olacak ve devredilemeyecektir.</p>
<ul>
<li><strong>İşletme bakımından:</strong> Vergi mükellefiyeti ve meslek odası kaydı bulunacak; ilgili kayıtlarda araç kiralama faaliyeti yer almalı ve iş yeri Yönetmelikte izin verilen yan faaliyetler dışında başka bir ticari faaliyet veya ikamet amacıyla kullanılamayacaktır.</li>
<li><strong>Kiralama sorumlusu bakımından:</strong> 18 yaş, asgari eğitim, belirli suçlardan mahkûm olmama ve mesleki yeterlilik belgesine sahip olma gibi şartlar aranacaktır.</li>
<li><strong>Taşıtlar bakımından:</strong> Taşıtların Bilgi Sistemine kaydedilmesi, geçerli muayene ve zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunması, ağır hasar kaydının olmaması, klasik taşıtlar hariç olmak üzere taşıtın 6 yaşından büyük olmaması, kilometre üst sınırı yalnızca elektrik motorlu taşıtlarda 300.000 km, diğer taşıtlarda 180.000 km olması ve asgari taşıt sayısına uyulması gerekecektir.</li>
</ul>
<p><strong>Kiralama Sözleşmeleri </strong></p>
<p>Kira sözleşmesinin yazılı veya elektronik ortamda kurulması ve bir nüshasının taşıt tesliminden önce kiracıya verilmesi ya da elektronik olarak gönderilmesi zorunlu kılınmıştır. Yine sözleşmeden önce kiracıya açık ve anlaşılır bir ön bilgilendirme bulunulması da düzenlenmiştir.</p>
<p>Sözleşmede; taşıt ve kilometre bilgileri, toplam kira bedeli, depozito, ek hizmetler, geçiş ücretleri, trafik cezaları, kilometre aşımı ile hasar hâlinde sorumluluk gibi kiracı bakımından mali sonuç doğurabilecek hususların açıkça gösterilmesi gerekecektir.</p>
<p><strong>Ön Ödemeli Rezervasyonlarda İptal </strong></p>
<p>Teslim saatinden en az 24 saat önce yapılan iptallerde kiracıdan bedel talep edilemeyeceği; ödenen kira/hizmet bedelleri ile depozito 7 gün içinde iade edileceği düzenlenmiştir. Teslimden önceki son 24 saat içinde yapılan iptallerde ise rezervasyon formunda açıkça belirtilmiş olması şartıyla en fazla 1 günlük kira bedeli kesilebilecektir.</p>
<p>Kiracının aracı teslim almaması hâlinde işletme, 1-6 günlük kiralamalarda taşıtı en az 12 saat; 7 gün üstü kiralamalarda en az 1 gün başkasına kiralanamayacaktır. Bu sürenin sonunda rezervasyon iptal edilirse kesinti sırasıyla en fazla 1 günlük veya 3 günlük kira bedeli ile sınırlı olacaktır.</p>
<p><strong>Araç Teslim ve İade Süreçleri </strong></p>
<p>Teslimde mevcut hasar ve arızaları gösteren bir taşıt teslim belgesi; iadede ise taşıtın durumunu gösteren bir taşıt iade belgesi düzenlenecek ve kiracıya verilecektir.</p>
<p>Rezerve edilen segmentte araç bulunmaması hâlinde, ek bedel alınmadan eşdeğer veya daha üst segment araç sağlanacaktır. Daha alt segment araç ancak kiracının onayıyla verilebilecektir.</p>
<p>Araçta unutulan eşya aynı gün kiracıya bildirilecek ve bildirimden itibaren en az bir ay saklanacaktır.</p>
<p><strong>Kira Bedeli ve Ek Hizmetlerdeki Sınırlandırmalar </strong></p>
<p>Yönetmelik, özellikle sonradan ortaya çıkabilecek veya kiracı tarafından önceden öngörülemeyen maliyetlerin önüne geçilmesi amacıyla ücret, kilometre sınırı ve depozito uygulamalarına ilişkin belirli sınırlamalar getirmiştir. Bu kapsamda işletmeler, kira bedeline ek olarak talep edecekleri bedelleri ancak Yönetmelik’e uygun olması ve kira sözleşmesinde açıkça belirtilmesi şartıyla kiracıdan talep edebilecektir.</p>
<p>Kiracı ve sözleşmeyle belirlenen ek sürücü, yalnızca kira bedelini ödemek suretiyle taşıtın kasko, işletme güvencesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortasından yararlanabilecektir. Bunlardan yararlanılması için başka bir şart veya bedel getirilemeyecektir.</p>
<p>Kiracı tarafından talep edilmesi durumunda, hızlı geçiş sistemi işletme tarafından bedelsiz olarak kiracının kullanımına sunulacaktır. Kira süresi içinde hızlı geçiş sisteminin kullanılması durumunda ise işletme tarafından kiracıdan geçiş ücreti talep ve tahsil edilebilecektir.</p>
<p>Bir saate kadar taşıt iadesi gecikmelerinde kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemeyeceği de yine düzenlemeler arasındadır.</p>
<p><strong>Depozito Bedeline Yönelik Sınırlandırmalar</strong></p>
<p>İşletme tarafından taşıt sınıfına göre kiracıdan 6 gün ve altındaki kiralamalarda en fazla 3 günlük, 7 ila 29 günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla 7 günlük kira bedeli tutarında depozito alınabilecektir.</p>
<p>Depozito amacıyla çek, senet, teminat mektubu, kefaletname veya benzeri borç doğurucu belgeler alınamayacak; depozito kural olarak taşıtın iadesini izleyen 7 gün içinde iade edilecektir.</p>
<p><strong>Hasar Taleplerinde İspat Şartı</strong></p>
<p>Kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesi için hasarın ve maliyetinin yetkili ve bağımsız ekspertiz raporuyla belgelendirilmesi gerekecektir. Dolayısıyla artık işletme ve/veya bağlantılı kişiler tarafından düzenlenen raporlar ispat amacıyla kullanılamayacaktır.</p>
<p>Teslim veya iade belgesinde yer almayan hasarlar ile olağan kullanımdan kaynaklanan kabul edilebilir aşınma ve yıpranmalar kiracıya yüklenemeyecektir.</p>
<p>İşletmenin, kiracı ve ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumluluğunu güvence altına alması gerekecek; bu güvence kasko sigortasıyla da sağlanabilecektir. Ancak alkollü/uyuşturucu etkisinde araç kullanımı, kasten zarar verme veya taşıtın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması gibi Yönetmelikte belirtilen hâller güvence dışında kalabilecektir.</p>
<p><strong>İlanlar ve Aracı Platformlar Yönünden Ek Yükümlülükler </strong></p>
<p>Elektronik kiralık taşıt ilanlarında marka, model yılı, enerji türü, kilometre, segment ve donanım gibi temel bilgilerin ve taşıta ilişkin görsellerin yer alması; yanıltıcı bilgi ve belge kullanılmaması gerekecektir. İlan ve aracı platformlar ise ilan yayımlanmadan önce işletmenin yetki belgesini ve taşıtı ilan etme yetkisini Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilecektir.</p>
<p>Aracı platformların, işletmelerle olan ticari ilişkilerinde belirli haksız uygulamalarda bulunması da yasaklanmaktadır. İşletme verilerinin rekabet veya izinsiz pazarlama amacıyla kullanılması, sunulmayan hizmet için bedel alınması, kampanyaya zorlama ve sözleşme koşullarının geçmişe etkili biçimde işletme aleyhine değiştirilmesi bu kapsamda öne çıkan örneklerdir.</p>
<p><strong>Bilgi Sistemi, Belge Saklama ve Denetim</strong></p>
<p>Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemi üzerinden yetki belgesi ve taşıt kayıtları takip edilecek; kira sözleşmeleri ile ilgili belgelerin 5 yıl süreyle fiziki veya elektronik ortamda saklanması gerekecektir. Bakanlık, kiralama faaliyetlerini denetleyebilecek ve aykırılıklar ilgili mevzuat uyarınca idari yaptırıma konu olabilecektir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>Yeni düzenleme, araç kiralama sektörünü yetkilendirme, filo standartları, sözleşme süreçleri ve tüketiciye yansıtılabilecek maliyetler bakımından daha sıkı ve izlenebilir bir yapıya taşımaktadır. Uygulamada en önemli nokta, Yönetmeliğin kapsamının doğru belirlenmesidir: düzenleme her araç kiralama işlemine değil, esas itibarıyla tüketiciye yönelik kısa süreli kiralama faaliyetlerine uygulanacaktır.</p>
<p>Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren işletmeler açısından 1 Ocak 2027 öncesinde sözleşme ve operasyon süreçlerinin gözden geçirilmesi; mevcut işletmeler bakımından ise 1 Temmuz 2027 tarihli yetki belgesi geçiş süresinin ayrıca takip edilmesi önem taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,<br>
<strong>Atabay Hukuk</strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/motorlu-kara-tasitlarinin-kiralanmasina-yonelik-yonetmelik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7590 Sayılı Kanun İle Yapılan Düzenlemeler</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/7590-sayili-kanun-ile-yapilan-duzenlemeler/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/7590-sayili-kanun-ile-yapilan-duzenlemeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:07:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2990</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 31 Temmuz 2026 tarihli ve 32972 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7590 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile vergi hukuku, sosyal güvenlik, kamu ihale hukuku, enerji, ulaştırma, elektronik haberleşme ve siber güvenlik başta olmak üzere birçok alanda önemli değişiklikler yapılmıştır. İşbu hukuk bültenimizde, 7590 Sayılı Kanun ile getirilen ve uygulamada önem arz eden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><p><strong>Giriş</strong></p>
<p>31 Temmuz 2026 tarihli ve 32972 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7590 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile vergi hukuku, sosyal güvenlik, kamu ihale hukuku, enerji, ulaştırma, elektronik haberleşme ve siber güvenlik başta olmak üzere birçok alanda önemli değişiklikler yapılmıştır.</p>
<p>İşbu hukuk bültenimizde, 7590 Sayılı Kanun ile getirilen ve uygulamada önem arz eden başlıca düzenlemeler özetlenerek değerlendirmelerinize sunulmaktadır.</p>
<p><strong>Motorlu Taşıtlarda Özel Tüketim Vergisine (ÖTV) İlişkin Düzenlemeler</strong></p>
<p>Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan belirli motorlu taşıtlar bakımından asgari maktu ÖTV uygulaması getirilmiştir. İçten yanmalı motora sahip (L) sınıfı araçlar, elektrik motor gücü 4 kW’ın altında olan (L) sınıfı araçlar ile (T) sınıfı araçlar ise uygulama kapsamı dışında bırakılmıştır.</p>
<p>Düzenleme uyarınca, ÖTV’nin nispi vergi oranına göre hesaplanan tutarı; (L) sınıfı araçlarda 30.000 TL’den, diğer kapsamdaki araçlarda ise 100.000 TL’den az olamayacaktır. Söz konusu tutarların her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanması öngörülmüştür.</p>
<p>Bu düzenleme ile araçların teknik özellikleri dikkate alınarak ÖTV sisteminde daha esnek ve farklılaştırılmış bir vergilendirme yapısının oluşturulması hedeflenmiştir.</p>
<p><strong>Aday Sürücülere Yönelik Yeni Kurallar</strong></p>
<p>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 17. maddesinde yapılan değişiklikle; ilk kez sürücü belgesi alanlar ile sürücü belgesi iptal edildikten sonra yeniden ehliyet almaya hak kazananlar iki yıl süreyle aday sürücü statüsünde olacaktır. Bu süre içinde, ilgili kanun kapsamında sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasını gerektiren bir ihlal gerçekleştirilmesi, 75 ceza puanının aşılması, 0,20 promilin üzerinde alkollü araç kullanıldığının tespit edilmesi veya Kanunun 53/2, 74 veya 78. maddelerinden birinin üç kez ihlal edilmesi hâlinde aday sürücü belgesi iptal edilecek; yeniden ehliyet alınabilmesi için sürücü kursuna tekrar katılma ve sınavlarda başarılı olma şartı aranacaktır.</p>
<p><strong>İmalat Sanayi Sektöründeki İstihdam Teşvikinin Süresi Uzatıldı</strong></p>
<p>4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında imalat sanayi sektörlerinde istihdamı koruma ve artırma amacıyla uygulanan istihdam teşvikinin süresi 31 Aralık 2028 tarihine kadar uzatılmıştır. Ayrıca, teşvikten yararlanılabilecek dönem kapsamına 2026 ve 2027 yılları da dâhil edilerek işverenlerin teşvikten faydalanma süresi genişletilmiştir.</p>
<p><strong>Turizm Sektörüne Sigorta Primi Desteği</strong></p>
<p>Turizm işletmesi belgesine sahip özel sektöre ait konaklama tesislerinde, 2026 yılı Mayıs-Aralık döneminde çalıştırılan uzun vadeli sigortalı koluna tabi çalışanların sigortalıların prim gün sayısı × <strong>116,67 TL</strong> tutarındaki destek, işverenin SGK’ya ödeyeceği primlerden mahsup edilerek İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanması öngörülmüştür. Destekten yalnızca ilgili dönemde faaliyette bulunan işletmeler yararlanabilecek olup, işverenlerin prim ve bildirim yükümlülüklerini süresinde yerine getirmesi ve Kanunda öngörülen diğer şartları sağlaması gerekmektedir.</p>
<p><strong>En Düşük Emekli Aylığı Artırıldı </strong></p>
<p>5510 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, en düşük emekli aylığı 20.000 TL’den 23.552 TL’ye yükseltilmiştir.</p>
<p><strong>Özel Öğretim Kurumlarına İlişkin Düzenlemeler </strong></p>
<p>Özel öğretim kurumlarına yönelik idari yaptırımlar yeniden düzenlenmiştir. Kurum türüne uygun olmayan eğitim programının uygulanması yaptırım kapsamına dahil edilmiştir. Milletlerarası okulların Türk vatandaşlarına ilişkin kayıt kurallarını ihlal etmesi hâlinde uygulanacak idari para cezaları artırılmış, bazı ihlallerde kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, aynı fiillerin belirli süreler içinde tekrarlanması hâlinde uygulanacak tekerrür hükümleri açıkça düzenlenmiştir.</p>
<p>Bunun yanında, özel öğretim kurumlarında görev alacak öğretmenlerin, Bakanlıkça belirlenen öğretmenlik alanlarına kaynak teşkil eden yükseköğretim programlarından mezun olmaları ve Bakanlığın öngördüğü mesleki yeterlilik şartlarını taşımaları zorunlu hâle getirilmiştir. Yönetici, uzman öğretici ve usta öğreticilere ilişkin niteliklerin ise yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.</p>
<p><strong>İnternet Alan Adları ve Siber Güvenlik Alanında Düzenlemeler</strong></p>
<p>Kanun ile internet alan adları ve bazı elektronik haberleşme yetkileri Siber Güvenlik Başkanlığı bünyesinde yeniden düzenlenmiştir. Başkanlığa, belirli hâllerde internet ve elektronik haberleşme alanında tedbir alma, ilgili kişi ve işletmelere idari yaptırım uygulama ve gerekli teknik düzenlemeleri yapma yetkileri verilmiştir.</p>
<p><strong>Ulaştırma ve Altyapı Alanında Yeni İdari Düzenlemeler</strong></p>
<p>655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen yeni madde ile ulaştırma sektörünün çeşitli alanlarında uygulanacak idari para cezaları ve yaptırım esasları yeniden düzenlenmiştir. Düzenleme; karayolu, demiryolu, denizyolu ve içsu taşımacılığı başta olmak üzere tehlikeli madde taşımacılığı, terminal işletmeciliği, tersaneler, liman ve kıyı tesisleri gibi birçok faaliyet alanını kapsamaktadır.</p>
<p>Başlıca cezaları kısaca özetlemek gerekirse;</p>
<ul>
<li>Karayolunda taşınması yasak tehlikeli madde: 50 bin-1 milyon TL,</li>
<li>Demiryolunda yasak tehlikeli madde ve belirli köprü veya tüp geçit ihlalleri: 500 bin-10 milyon TL,</li>
<li>Tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti almama: 18 bin-360 bin TL,</li>
<li>Demiryolu aracı üreticilerinin emniyet yükümlülüklerine aykırılığı: 250 bin-5 milyon TL,</li>
<li>Gemide eksik gemi adamı: Her eksik kişi için 250 bin TL,</li>
<li>Gemi adamının belirlenen sınırın üzerinde alkollü olması: 50 bin TL,</li>
<li>İzinsiz deniz ve içsu tarama faaliyeti: 850 bin-8 milyon 250 bin TL,</li>
<li>Denetimi engelleme veya belge ibraz etmeme: 50 bin-500 bin TL.</li>
</ul>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>7590 sayılı Kanun ile ile bazı sektörlere yönelik yeni teşvik ve vergi avantajları getirilmiş, mevcut bazı uygulamaların süresi uzatılmış, idari yaptırım ve denetim mekanizmaları güçlendirilmiş, kamu kurumlarının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiş ve çeşitli alanlarda uygulamaya ilişkin usul ve esaslar güncellenmiştir. Söz konusu değişikliklerin, ilgili gerçek ve tüzel kişiler bakımından yeni yükümlülükler ve uygulama süreçleri doğurabileceği dikkate alınarak, yürürlük tarihleri ile ikincil düzenlemelerin yakından takip edilmesi önem arz etmektedir.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk</strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/7590-sayili-kanun-ile-yapilan-duzenlemeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12. Yargı Paketi</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/12-yargi-paketi/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/12-yargi-paketi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2984</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile icra ve iflas hukuku, idari yargı, hukuk ve ceza yargılaması ve çeşitli mevzuatlarda önemli usul değişiklikleri yapılmıştır. İşbu bültende, uygulama bakımından önem arz ettiğini değerlendirdiğimiz başlıca düzenlemeler özetlenmiştir. Miras Yoluyla Edinilen Taşınmazlarda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><p><strong>Giriş</strong></p>
<p>31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile icra ve iflas hukuku, idari yargı, hukuk ve ceza yargılaması ve çeşitli mevzuatlarda önemli usul değişiklikleri yapılmıştır.</p>
<p>İşbu bültende, uygulama bakımından önem arz ettiğini değerlendirdiğimiz başlıca düzenlemeler özetlenmiştir.</p>
<p><strong>Miras Yoluyla Edinilen Taşınmazlarda Ortaklığın Giderilmesine Özgü Birinci Artırma Usulü</strong></p>
<p>İcra ve İflas Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde, ilk artırmanın bir defaya mahsus yalnız malik mirasçılar arasında ve taşınmazın muhammen bedelinin %100’ü üzerinden yapılması öngörülmüştür. Rüçhanlı alacaklar ile satış ve paylaştırma masraflarına ilişkin kanuni şartların ise ayrıca uygulanacağı belirtilmiştir. Bu özel artırma usulü yalnızca ilk artırmada ve bir defaya mahsus uygulanacaktır. Bu değişiklik ile ortaklığın giderilmesi sürecinde mirasçıların menfaatlerinin gözetilmesi ve taşınmaz üzerindeki mülkiyet ilişkisinin öncelikle mirasçılar arasında korunması amaçlanmıştır.</p>
<p><strong>Alacaklının Teminat Muafiyeti Şartı ve Başvuru Süresi </strong></p>
<p>İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişiklik kapsamında, satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklıların alacaklarının teminatı karşıladığı miktar bakımından teminat göstermeksizin ihaleye katılabilmeleri için en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai saati sonuna kadar satışı gerçekleştiren icra dairesine başvurmaları zorunlu hâle getirilmiştir.</p>
<p>Böylece, teminat muafiyetinden yararlanılabilmesi belirli bir başvuru süresine bağlanmıştır.</p>
<p><strong>İhale Bedelini Süresinde Ödemeyenlere İlişkin İdari Para Cezası</strong></p>
<p>İcra ve İflas Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklik ile,  en yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresi içerisinde ödemeyen ihale alıcılarına uygulanacak yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. Buna göre, ihale alıcısının yatırmış olduğu teminat iade edilmeyecek; satış masrafları mahsup edildikten sonra kalan tutar icra dosyalarındaki hak sahiplerinin alacaklarına mahsup edilmek üzere ödenecektir. Ayrıca, ihale alıcısı hakkında teklif ettiği bedelin %5’i oranında idari para cezası uygulanacaktır.</p>
<p>Bunun yanında, satış isteyen alacaklının ihale bedelini süresinde yatırmaması hâlinde muhammen bedelin %10’u alacağından mahsup edilecek ve bu satış nedeniyle yapılan masraflar alacaklı üzerinde bırakılacaktır. Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin satışlarda ise, ihale bedelinin süresinde ödenmemesi hâlinde teminatın paydaşlara dağıtılmasına ilişkin özel düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre, bedeli yatırmayan ihale alıcısının paydaş olması hâlinde alınan teminatın tamamı diğer paydaşlara payları oranında dağıtılacaktır.</p>
<p>Bu düzenleme ile ihale sürecinin kötüye kullanılmasının önlenmesi, satışların gereksiz şekilde geciktirilmesinin engellenmesi ve ihale disiplininin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.</p>
<p><strong>3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanununda Yapılan Değişiklikler</strong></p>
<p>İlgili kanunun birinci maddesinde yapılan değişiklikle faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşmeyle tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni (%80) üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.</p>
<p>Bu düzenleme ile kanuni faiz oranının piyasa koşullarına daha dinamik şekilde uyarlanması ve faiz hesaplamasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası reeskont oranına endekslenmesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Bu değişiklik doğrultusunda, kanuni faiz hesaplamalarında her yıl (gerektiğinde yılın ikinci yarısı için de) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen reeskont oranı esas alınacaktır. Bu durum, faiz hesaplamalarında dönemsel oran değişikliklerinin dikkate alınmasını gerektirecektir.</p>
<p><strong>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) Yapılan Değişiklikler</strong></p>
<p><strong><u>Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması</u></strong></p>
<p>HMK’nın 107. maddesinde belirsiz alacak davasına ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>Bu değişiklikle birlikte alacağın miktarının tamamının dava açılırken belirlenemediği uyuşmazlıklarda uygulanacak usul yeniden şekillendirilmiştir.</p>
<p>HMK madde 109’a yapılan ekleme ile birlikte de; alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.</p>
<p>Bu sayede ıslah hakkı kullanılmadan ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talep sonucunu tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus arttırabilme imkânı sunulmuştur.</p>
<p>Geçiş hükmü uyarınca, 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış davalarda mülga HMK m.107 uygulanmaya devam edecek; bu tarihten sonra açılacak davalar bakımından ise HMK m.109’da öngörülen yeni kısmi dava rejimi uygulanacaktır.</p>
<p><strong><u>Yargılamanın Kolaylaştırılmasına Yönelik Usuli Değişiklikler</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>Duruşmalar arası süre:</strong> HMK’nın 147. maddesine eklenen hüküm ile, duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç aydan daha uzun olamayacağı düzenlenmiştir. Ancak, işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini göstermek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilecektir.</li>
<li><strong>Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılım:</strong> HMK’nın 149. maddesinde yapılan değişiklikle, ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılanlar bakımından elle atılan imzaya ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Ancak ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh işlemleri bu kapsamın dışında tutulmuştur. Söz konusu hüküm, işbu kanunun yayımından 3 ay sonra yürürlüğe girecektir.</li>
<li><strong>Birleştirme kararının bağlayıcılığı:</strong> HMK’nın 166. maddesinde yapılan değişiklikle, ilk davanın açıldığı mahkemenin, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacağı hüküm altına alınmıştır.</li>
<li><strong>Birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yolları:</strong> HMK’nın 168. maddesinde yapılan değişiklikle, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerince verilen birleştirme kararları ile ilk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarının ise ancak hükümle birlikte temyiz edilebileceği düzenlenmiştir.</li>
<li><strong>Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi: </strong>HMK’nın 362. maddesinde yapılan değişiklikle, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul veya reddedilen kısmı, HMK’nın 341. maddesindeki parasal sınırı aşıyorsa temyiz edilebilecektir. Ancak kararın temyiz sınırının altında kalması ve ilk derece mahkemesi kararıyla arasındaki farkın istinaf sınırını aşmaması veya kararın yalnızca yargılama gideri ya da vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde temyiz yoluna başvurulamayacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) Yapılan Değişiklikler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Dolandırıcılık suçunda ceza düzenlemesi:</strong> TCK’nın 157 veya 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçlarına iştirak eden kişinin katkısının; banka veya kredi kartı, ödeme aracı, hesap bilgisi ya da bilişim sistemlerine erişim sağlayan bilgi ve araçların asli faillere temin edilmesiyle sınırlı kalması hâlinde, hükmedilecek cezanın yarı oranında indirilmesi öngörülmüştür.</li>
<li><strong>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB):</strong> CMK’nın 231. maddesinde yapılan değişiklikle, HAGB kararı verilmesi için sanığın kabulü şartı kaldırılmış; koşulların oluşması hâlinde mahkemenin resen HAGB kararı verebilmesi öngörülmüştür.</li>
<li><strong>İkinci kez HAGB yasağı:</strong> Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle ikinci kez HAGB kararı verilemeyecektir.</li>
<li><strong>HAGB kararlarına karşı kanun yolu:</strong> CMK m.272/3 hükümleri saklı kalmak üzere, HAGB kararlarına karşı istinaf yolu açılmıştır. Ayrıca, HAGB kararının bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde ise temyiz yoluna gidilebileceği düzenlenmiştir. İncelemenin, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılacağı belirtilmiştir.</li>
<li><strong>HAGB kapsamı dışında bırakılan suçlar:</strong> İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlileri tarafından görevleri nedeniyle işlenen ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele teşkil eden suçlar bakımından HAGB kararı verilemeyecektir.</li>
<li><strong>Denetim süresine aykırılığın sonuçları:</strong> Denetim süresinde kasten suç işlenmesi veya yükümlülüklere uyulmaması hâlinde hüküm açıklanacaktır. Ancak yükümlülüğünü yerine getiremeyen sanığın durumu dikkate alınarak cezanın yarısına kadar olan kısmının infaz edilmemesine, cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırıma çevrilmesine karar verilebilecektir.</li>
<li><strong>Kaçak sanık hakkında yargılama:</strong> CMK’nın 247. maddesinde yapılan değişiklikle, kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği; ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir. Güvenlik tedbirine hükmedilmesi hâlinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak üzere yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.</li>
<li><strong>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı:</strong> CMK’nın 308. maddesinde yapılan değişiklikle, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında kalan Yargıtay ceza dairesi kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, resen veya istem üzerine, dosyanın kendisine tesliminden itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilmesi düzenlenmiştir. Sanık lehine yapılacak itirazlarda süre aranmayacaktır.</li>
<li><strong>İtiraz talebinde bulunabilecek kişiler:</strong> İtiraz istemi; sanık, sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı bulunan kişiler, katılan, katılma talebi henüz karara bağlanmamış olanlar veya katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görenler tarafından yapılabilecektir.</li>
</ul>
<p><strong>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. Maddesine Yapılan Eklemeler</strong></p>
<p>Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine yapılan ekleme ile çalışma gücünün azalması veya kaybı ile destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin tazminatlarda uygulanacak faizin başlangıç tarihi yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p>Buna göre, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile destekten yoksun kalmadan doğan tazminatların toplamına, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.</p>
<p>Ayrıca, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile destekten yoksun kalmadan doğan tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin, nihai tazminattan yalnızca rakamsal olarak değil, ödeme tarihi itibarıyla hesaplanan tazminata oranlanarak mahsup edilmesi öngörülmüştür.</p>
<p>Bu düzenlemeyle, erken ödeme yapan sorumlu kişi veya sigorta şirketinin yaptığı ödemenin değerinin korunması, erken ödemenin teşvik edilmesi ve aynı zararın mükerrer şekilde tazmin edilmesinin önlenmesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Söz konusu düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacaktır.</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>7589 sayılı Kanun ile icra ve iflas hukuku, idari yargı, hukuk yargılaması, ceza yargılaması ve faiz rejimi başta olmak üzere birçok alanda uygulamayı doğrudan etkileyecek önemli değişiklikler yapılmıştır. Özellikle icra satışları, kanuni faiz hesaplaması, ceza muhakemesinde yapılan düzenlemeler, borçlar kanununda haksız fiil tazminatı ve belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin düzenlemelerin uygulamada önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir. Yeni hükümlerin kapsamı ve uygulama esasları, önümüzdeki dönemde yargı kararları ve oluşacak içtihatlarla daha da netleşecektir.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk </strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/12-yargi-paketi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/yarginin-etkin-ve-verimli-islemesine-yonelik-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/yarginin-etkin-ve-verimli-islemesine-yonelik-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:29:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2892</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 22.06.2026 tarihinde Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunularak 25.06.2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Bu Kanun Teklifi ile getirilmesi öngörülen düzenlemelerin önemli bir bölümü Mahkeme süreçleri ve dava usullerindeki tıkanıklıkları gidermeyi, bir bölümü ise Anayasa Mahkemesi’nin güncel iptal kararları doğrultusunda ortaya çıkan hukuki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><h2><strong>Giriş</strong></h2>
<p>22.06.2026 tarihinde Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunularak 25.06.2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Bu Kanun Teklifi ile getirilmesi öngörülen düzenlemelerin önemli bir bölümü Mahkeme süreçleri ve dava usullerindeki tıkanıklıkları gidermeyi, bir bölümü ise Anayasa Mahkemesi’nin güncel iptal kararları doğrultusunda ortaya çıkan hukuki boşlukları doldurmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte teklife , kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen ve banka hesap bilgilerini başkalarına kullandırarak nitelikli dolandırıcılık suçuna bilmeyerek iştirak eden kişilere yönelik önemli bir ceza indirimi ve etkin pişmanlık düzenlemesi de eklenmiştir.</p>
<p>Yapılan değişiklikler, hem adli ve idari yargı işleyişini hem de tarafların hak arama hürriyetleri ile davaların daha az masraflarla ve hızlı şekilde sonuçlandırılması (usul ekonomisi) süreçlerini doğrudan etkileyecek niteliktedir. Bu yazımızda ise teklifle getirilmesi planlanan başlıca değişiklikler özetlenmektedir:</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-2907 aligncenter" src="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-3.webp" alt="Atabay Hukuk Bürosu - Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" width="850" height="450" srcset="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-3.webp 850w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-3-150x79.webp 150w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-3-768x407.webp 768w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px"></p>
<h2><strong>İdari Makamlara Karşı İcra Takibi Öncesi Başvuru Zorunluluğu</strong></h2>
<p>Bugüne kadar, yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekalet ücretleri ve yargılama giderleri, idareye gönüllü olarak ödeme imkanı tanınmaksızın doğrudan icra takibine konu edilebiliyordu. Bu durum, kamu kaynakları üzerinde gereksiz icra masrafı, vekalet ücreti ve faiz yükü doğmasına sebebiyet vermekteydi.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması, icra dairelerinin gereksiz yere meşgul edilmesinin önlenmesi ve alacaklının da alacağına cebri icra masraflarına katlanmak zorunda kalmaksızın daha hızlı bir şekilde kavuşabilmesidir.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>İdare aleyhine hükmedilen bir miktar para, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlar bakımından doğrudan doğruya ilamlı icra yoluna başvurulamayacaktır.</li>
<li>Alacaklı veya vekili tarafından icra takibi yapılmadan önce idareye yazılı şekilde başvuruda bulunulması ve ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir.</li>
<li>Başvuru tarihinden itibaren idareye bir aylık ödeme süresi tanınmakta olup, bu süre içinde ilamda belirtilen tüm alacak kalemlerinin faiz, icra masrafı ve diğer tüm yan alacaklarıyla birlikte ödenmemesi halinde idare aleyhine cebri icra takibi yapılabilecektir.</li>
</ul>
<h2><strong>Ortaklığın Giderilmesi Satışlarında Mirasçı Önceliği ve Teminat Revizyonu</strong></h2>
<p>Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi dosyalarında, paydaşların teminattan muaf olmasının sağladığı imtiyazı kötüye kullanarak fahiş teklifler sunan ve sonrasında ihale bedelini yatırmayarak ihalenin iptaline neden olan uygulamalar gözlemlenmekteydi. Bu durum, uzun süren yargılamalar sonrasında hak sahiplerinin mülkiyet hakkını önemli ölçüde ihlal etmekte ve satış aşamasını sabote etmekteydi.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan ortaklığın satış suretiyle giderilmesi süreçlerinde ortaya çıkan suistimallerin önlenmesi, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda mirasçıların hukuki menfaatlerinin azami düzeyde korunması ve malın öncelikle aile içinde kalmasının sağlanmasıdır.</p>
<p>Yeni sistemde:</p>
<ul>
<li>Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır.</li>
<li>Mirasçılar arasında bir defaya mahsus uygulanacak bu açık artırmada, tekliflerin malın mahkemece belirlenen resmi değerinin (muhammen bedeli) yüzde yüzü (%100) üzerinden başlaması zorunlu kılınmaktadır. İlk ihalede alıcı çıkmaması halinde, ikinci artırma genel hükümler çerçevesinde herkese açık şekilde icra edilecektir.</li>
<li>Uygulamada sorunlara yol açan paydaşların ihaleye teminatsız katılma imtiyazı kaldırılmakta; paylı veya elbirliği (miras ortaklığı) mülkiyetinde pay sahiplerinin de teminat yatırarak açık artırmaya katılması sağlanırken, yalnızca Hazinenin muafiyeti açıkça korunmaktadır.</li>
<li>En yüksek teklifi verip süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcılarına, teklif ettikleri bedelin yüzde beşi (%5) oranında idari para cezası verilecektir.</li>
</ul>
<h2><strong>Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Kısmi Davada Yeni Dönem</strong></h2>
<p>6100 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize giren belirsiz alacak davası, hangi alacaklar için bu davanın açılabileceği noktasında uygulamada ciddi duraksamalara, yargılamaların uzamasına ve alacağın zamanaşımına uğraması gibi hak arama hürriyetini zedeleyen mağduriyetlere yol açmaktaydı.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan belirsiz alacak davasının uygulamada yarattığı tartışma ve karmaşanın sonlandırılması, belirsiz alacak davasının sağladığı hukuki korumanın ve yararların daha güvenli bir usulle kısmi dava çatısı altında mükellef kılınmasıdır.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>Uygulamada ciddi hak kayıplarına sebebiyet veren belirsiz alacak davası tamamen yürürlükten kaldırılmaktadır.</li>
<li>Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği kısmi davalarda davacıya; iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve ıslah hakkını harcamaksızın, mahkemenin delilleri inceleme ve araştırma aşaması (tahkikat) bitene kadar alacağın kalan kısmını bir defaya mahsus olmak üzere artırma hakkı verilmektedir.</li>
<li>En kritik değişiklik olarak; zamanaşımı, artırılan bakiye kısım yönünden de davanın açıldığı ilk tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.</li>
</ul>
<h2><strong>Tazminat Dosyalarında Faiz Ayrımı ve Oransal Mahsup Sistemi</strong></h2>
<p>Destekten yoksun kalma ile çalışma gücünün azalmasından doğan tazminat dosyalarında, mağdurun gelecekte elde edeceği varsayılan ve henüz elde edilme zamanı gelmeyen muhtemel kazançlarının toplamına doğrudan olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi, borçlular üzerinde hakkaniyete aykırı ağır mali külfetler yaratmaktaydı. Ayrıca dava sürerken yapılan kısmi ödemelerin ne şekilde mahsup edileceği hususunda mahkemeler arasında yeknesaklık bulunmamaktaydı.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan tazminat sisteminin taraflar arasında adil ve hakkaniyete uygun bir dengeye kavuşturulması, hukuki belirlilik ile uygulama birliğinin sağlanmasıdır.</p>
<p>Yeni sistemde:</p>
<ul>
<li>Zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının net olarak bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilecektir.</li>
<li>Geleceğe yönelik varsayımsal hesaplamaların yapıldığı ve kazancın açıkça bilinemediği dönem tazminat tutarlarına ise ancak karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi esası kabul edilmektedir.</li>
<li>Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, Mahkemenin esas incelemesi başlamadan yani tahkikat aşaması öncesinde, borcu ödemek amacıyla yapılan ara ödemeler, ödeme tarihindeki verilere göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir. Tahkikatın başlamasından sonra yapılan ödemeler ise işletilmiş faiziyle birlikte toplam tutardan düşülecektir.</li>
</ul>
<h2><strong>İdari Yargıda Tek Hâkim Sınırının Artırılması ve Kanun Yolları</strong></h2>
<p>İdari yargıda uyuşmazlıkların niteliği gereği heyet tarafından incelenmesi zarureti bulunmayan dava türlerinin tek hâkimle çözümlenmesi, yargılamanın hızlanması ve mahkemelerin iş yükünün etkin yönetimi bakımından önem arz etmektedir.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan idari yargıda uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve Danıştayın iş yükü azaltılarak asli işlevi olan içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesidir.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>İdare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek iptal ve tam yargı davalarının parasal sınırı 2026 yılı için 486.000 Türk Lirası olarak yeniden belirlenmektedir. Ayrıca kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezalarına karşı açılan uyuşmazlıklar da tek hâkimle görülecektir.</li>
<li>Bölge İdare Mahkemesi (BİM), ilk derece mahkemesinin karar sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçesini hatalı veya eksik bulursa, kararı iptal etmeden sadece gerekçesini düzelterek başvuruyu reddedebilecektir.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda; BİM’in istinaf incelemesinde ilk derece kararını kaldırarak yeniden esas hakkında verdiği kararların, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilmesine imkân tanınmaktadır. Ancak tek hâkimle görülen davalar ile niteliği gereği bazı özel kanunlardan (3091, 4081, 6458 sayılı Kanunlar vb.) doğan davalar bu temyiz yolundan istisna tutulmuştur.</li>
</ul>
<h2><strong>Hukuk Yargılamalarında Makul Süre ve Usul Ekonomisi Tedbirleri</strong></h2>
<p>Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri davaların makul sürede ve süratle sonuçlandırılmasıdır. Uygulamada duruşma aralarının kontrolsüz şekilde uzun tutulması ve usuli işlemlerin uzaması hak kayıplarına sebebiyet vermekteydi.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan hâkimin dosyadan uzaklaşmasının önlenmesi, sağlıklı ve hızlı bir inceleme ortamı yaratılarak makul sürede yargılanma hakkının etkin biçimde korunmasıdır.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>Yazılı yargılama usulünün uygulandığı hukuk davalarında duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacaktır. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hâkim, somut ve olaya uygun gerekçesini duruşma tutanağına açıkça yazarak daha uzun bir süre belirleyebilecektir.</li>
<li>Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla (e-duruşma) bulundukları yerden duruşmaya katılanlar için; ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh olma beyanları hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin usuli zorunluluklar aranmayacaktır.</li>
<li> İlgili teklif metninde; ilk derece mahkemelerinin verdikleri kararlar görev ve yetki yönünden istinaf aşamasında kesinleşerek Yargıtay’ın ilk derece mahkemelerinin kararlarını sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozamayacağına ilişkin düzenleme ise tekliften çıkarılmıştır.</li>
</ul>
<h2><strong>Bilirkişilik Müessesesinde Yeni Disiplin Yaptırımı</strong></h2>
<p>Yargılama faaliyetlerinde teknik ve özel bilgi gerektiren haller dışında, hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapma yetkisi münhasıran yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıya aittir. Ancak uygulamada, mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülmesi gereken uyuşmazlıklarda da sıklıkla bilirkişiye başvurulduğu ve bunun davaları öngörülemeyerek uzattığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan bilirkişilik müessesesinin asli amacına uygun olarak işletilmesi ve hâkim ile savcıların yargılama faaliyetindeki temel ve kurucu rolünün güçlendirilmesidir.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>Hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve savcılar hakkında “Uyarma” disiplin cezası verileceği açıkça kanun hükmü haline getirilmektedir.</li>
</ul>
<h2><strong>Ceza Muhakemesinde Kişisel Veri Güvenliği ve HAGB Kısıtlaması</strong></h2>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlüklerin korunması kapsamında verdiği iptal kararları doğrultusunda, ceza yargılamasında elde edilen dijital ve genetik verilerin saklanma, sınırlandırılma ve imha süreçlerinde yeterli kanuni güvencelerin oluşturulması zorunluluğu doğmuştur.</p>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan ceza muhakemesi tedbirlerinin kanunilik şartını tam manasıyla karşılaması ve suç ve ceza politikasının anayasal ölçütlerle tam uyumlu hale getirilmesidir.</p>
<p>Yeni sistemde:</p>
<ul>
<li>Moleküler genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak sisteme kaydedilecek; beraat veya Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Takipsizlik) kararlarında derhal, mahkûmiyet ve düşme gibi hallerde ise kesinleşmeden itibaren 20 yıl geçmesiyle savcı huzurunda yok edilecektir.</li>
<li>Bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma (CMK 134) tedbiriyle elde edilen veriler adli emanette saklanacak ve takipsizlik veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yılın sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanağa bağlanarak imha edilecektir.</li>
<li>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında kesinlikle uygulanamayacaktır.</li>
<li>Kaçak sanık hakkında gıyabında güvenlik tedbirine hükmedilmesi halinde, sanığa bizzat mahkemede hazır bulunmak kaydıyla savunma hakkını kullanacağını beyan ederek yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.</li>
</ul>
<h2><strong>Banka Hesap Bilgilerinin Üçüncü Kişilerle Paylaşılması (IBAN Mağdurları Düzenlemesi)</strong></h2>
<p>Komisyonda kabul edilen önergeyle teklife, kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen ve haksız menfaat sağlamak amacıyla banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşan kişilerin hukuki durumunu düzenleyen yeni bir madde eklenmiştir. Bu kapsamda, Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir.</p>
<p>Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin; failin kendisine veya bir başkasına haksız menfaat sağlama gayesiyle, şahsına ya da başkasına ait banka/kredi kartı gibi ödeme araçlarını, banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermesi fiiliyle sınırlı kalması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.</p>
<p>Bu kapsamda;</p>
<ul>
<li>Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm olup dosyası kanun yolu incelemesinde (Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı) bulunan ve yeni fıkradan yararlanabilecek olan sanıklar hakkında bozma kararı verilerek dosyaları ilk derece mahkemelerine gönderilecektir.</li>
<li>Haklarındaki hüküm kesinleşmiş ve infaz aşamasında olan, ancak daha önce TCK Madde 168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış olan hükümlüler; mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içinde tamamen gidermeleri (aynen geri verme veya tazmin) halinde, TCK’nin 168/2. maddesindeki ceza indiriminden faydalanabilecektir.</li>
<li>Bu 6 aylık süre içinde mağdurun zararı tamamen karşılanıncaya kadar, fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyecektir. Bu geçiş hükümleri, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle sonradan kesinleşen dosyalar için de geçerli olacaktır.</li>
</ul>
<h2><strong>3095 Sayılı Kanun Uyarınca Kanuni Faiz Oranlarında Düzenleme</strong></h2>
<p>Yeni düzenleme ile amaçlanan; enflasyonist etkiler karşısında alacakların değer kaybına uğramasının önüne geçilmesi, alacaklı ve borçlunun menfaatleri arasında adil ve hakkaniyete uygun bir dengenin kurulması ile yasal faiz oranlarının piyasa gerçekleriyle dinamik bir biçimde uyumlu hale getirilmesidir.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken fakat miktarı sözleşme ile tespit edilmemiş olan tüm hallerde; yıllık faiz ödemesi sabit bir oran yerine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni (%80) üzerinden hesaplanacaktır.</li>
<li>Ekonomik dalgalanmaların ve paranın değerindeki değişimlerin adil yönetilmesi amacıyla sisteme bir “yıl ortası dengeleme mekanizması” dahil edilmektedir. Buna göre, 30 Haziran günü itibarıyla geçerli olan reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklılık gösterirse, sabit oran dayatılmayacak ve yılın ikinci yarısı için 30 Haziran günü belirlenen bu güncel oranın yüzde sekseni (%80) geçerli olacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>Zaman Bakımından Uygulama ve Yürürlük</strong></p>
<ul>
<li>Belirsiz alacak davasının kaldırılmasına ilişkin hükümler, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan mevcut davalarda uygulanmayacak; bu davalar eski hükümler dairesinde görülmeye devam edecektir.</li>
<li>TCK 158’e eklenen fıkranın geçmişe etkili uygulanmasına ilişkin kurallar yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.</li>
<li>Teklifin yasalaşması halinde; Türk Medeni Kanunu’ndaki e-satış hükümleri ile HMK’nın uzaktan katılmada elle imza muafiyetine dair maddeleri yayımı tarihinden üç ay sonra, diğer tüm maddeler ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.</li>
</ul>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2906 aligncenter" src="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-2.webp" alt="Atabay Hukuk Bürosu - Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" width="850" height="450" srcset="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-2.webp 850w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-2-150x79.webp 150w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Atabay-Hukuk-Burosu-Yarginin-Etkin-ve-Verimli-Islemesine-Yonelik-Bazi-Kanunlarda-Degisiklik-Yapilmasina-Dair-Kanun-Teklifi-2-768x407.webp 768w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px"></p>
<h2><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></h2>
<p>Yapılan düzenlemeler, icra ve iflas hukukundan idari yargı işleyişine, borçlar hukuku tazminat rejiminden ceza muhakemesindeki veri güvenliği standartlarına, banka hesap bilgilerini üçüncü kişilerle paylaşan kişilerin hukuki durumuna (IBAN mağdurlarına getirilen ceza indirimine) ve HMK usul kurallarına kadar son derece geniş bir alanda yapısal değişiklikler öngörmektedir. Özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla kısmi davaya tanınan geniş imkanlar, duruşma aralarına getirilen üç aylık katı tavan süre sınırlaması ve hukuki konularda bilirkişiye başvurulmasının disiplin yaptırımına bağlanması, adliye pratiğindeki kökleşmiş alışkanlıkları tamamen değiştirecek niteliktedir. Bu çerçevede, teklifin yasalaşma süreci yakından takip edilerek, yürürlük tarihleri itibarıyla dava stratejilerinin, dilekçe kurgularının ve kurumsal pozisyonların yeni mevzuat hiyerarşisine uygun olarak uyarlanması yararlı olacaktır.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p> </p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/yarginin-etkin-ve-verimli-islemesine-yonelik-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Yapılan Değişikliklerin Değerlendirilmesi</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-yapilan-degisikliklerin-degerlendirilmesi/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-yapilan-degisikliklerin-degerlendirilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:27:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2912</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile reklam hukuku alanında özellikle dijital pazarlama faaliyetlerine yönelik önemli düzenlemeler getirilmiştir. 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan değişiklikler; sosyal medya reklamları, yapay zekâ kullanımı, çevresel beyanlar, hedefli reklamcılık ve tüketici değerlendirmeleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><p><strong>Giriş</strong></p>
<p>1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile reklam hukuku alanında özellikle dijital pazarlama faaliyetlerine yönelik önemli düzenlemeler getirilmiştir. 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan değişiklikler; sosyal medya reklamları, yapay zekâ kullanımı, çevresel beyanlar, hedefli reklamcılık ve tüketici değerlendirmeleri gibi güncel uygulamalara ilişkin ayrıntılı kurallar öngörmektedir.</p>
<p><strong>Temel Düzenlemeler</strong></p>
<p>Yönetmelik değişikliğinin en dikkat çekici yönü, dijital reklamcılık faaliyetlerinde “şeffaflık ilkesinin” güçlendirilmesi olmuştur. Bu kapsamda ilk kez sosyal medya etkileyicisi (influencer), çevresel beyan ve tüketici değerlendirmesi gibi kavramlar Yönetmelikte tanımlanmış; özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen ticari tanıtımların reklam niteliğinin tüketiciler tarafından açık ve kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde belirtilmesi zorunlu hale getirilmiştir.</p>
<p>Çevresel sürdürülebilirlik iddialarına ilişkin olarak da önemli sınırlamalar getirilmiştir. Reklamlarda kullanılan “çevre dostu”, “yeşil”, “sürdürülebilir” gibi çevresel beyanların somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi zorunlu tutulmuş; tüketicide belirsizlik oluşturabilecek genel ifadelerin açıklama yapılmaksızın kullanılmasının önüne geçilmiştir. Böylece kamuoyunda “greenwashing (yeşil aklama)” olarak adlandırılan yanıltıcı çevresel pazarlama uygulamalarının engellenmesi amaçlanmaktadır.</p>
<p>Düzenleme ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin reklam sektöründeki kullanımına ilişkin önemli yükümlülükler getirmektedir. Reklamlarda yapay zekâ ile oluşturulan ve gerçek kişiden ayırt edilmesi mümkün olmayan dijital karakterlerin kullanılması halinde bu durumun tüketiciye açıkça bildirilmesi gerekecektir. Bunun yanında, gerçek kişilerin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyalarının ürünü kullanmış veya tavsiye etmiş izlenimi verecek şekilde reklamlarda kullanılması da yasaklanmıştır. Diğer taraftan, çevrimiçi davranışlar ve kişisel veriler kullanılarak gerçekleştirilen hedefli reklamcılık faaliyetleri bakımından da tüketicilere reklamın hangi kriterlere göre gösterildiğine ilişkin kolay erişilebilir bilgi sunulması zorunlu hale getirilmiştir. Özellikle çocuklara yönelik kişisel verilere dayalı profilleme yöntemiyle hedefli reklam yapılması açıkça yasaklanmıştır.</p>
<p>Yönetmelik ile internet ortamındaki tüketici değerlendirmelerine ilişkin esaslar da yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, değerlendirmelerin yalnızca ilgili mal veya hizmeti satın alan tüketiciler tarafından yapılmasına izin verilecek; doğrulanamayan yorumların yayımlanması ve gerçeğe aykırı değerlendirmeler oluşturulması amacıyla hizmet satın alınması engellenecektir. Böylece tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen değerlendirme sistemlerinin daha güvenilir hale getirilmesi hedeflenmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>Yönetmelik değişikliği, dijital reklamcılık ve elektronik ticaret alanında faaliyet gösteren reklam verenler, sosyal medya içerik üreticileri, e-ticaret platformları ve aracı hizmet sağlayıcılar bakımından önemli uyum yükümlülükleri getirmektedir. Özellikle influencer reklamlarının açık şekilde işaretlenmesi, çevresel beyanların belgelendirilmesi, yapay zekâ kullanımının şeffaflaştırılması ve tüketici değerlendirmelerinin doğrulanmasına ilişkin hükümler, reklam faaliyetlerinde dürüstlük ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ilkelerini güçlendirmektedir. Bu çerçevede, 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek düzenlemeler öncesinde reklam ve pazarlama süreçlerinin gözden geçirilmesi, dijital içerik politikalarının güncellenmesi ve yeni yükümlülüklere uyum sağlanması; idari yaptırım risklerinin önlenmesi bakımından önem arz etmektedir.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk </strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-yapilan-degisikliklerin-degerlendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesai Takibinde Biyometrik Veri Kullanımına  İlişkin KVKK İlke Kararının Değerlendirilmesi</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/mesai-takibinde-biyometrik-veri-kullanimina-iliskin-kvkk-ilke-kararinin-degerlendirilmesi/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/mesai-takibinde-biyometrik-veri-kullanimina-iliskin-kvkk-ilke-kararinin-degerlendirilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:32:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2785</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı İlke Kararı ile çalışanların devam kontrolü ve mesai takibi amacıyla biyometrik verilerinin işlenmesine ilişkin Kurul yaklaşımı ilke kararı düzeyinde ortaya konulmuştur. Kurul söz konusu kararı kapsamında; biyometrik verilerin mesai takibinde kullanımına ilişkin hem önceki kararlarında hem de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><h2><strong>Giriş</strong></h2>
<p>02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı İlke Kararı ile çalışanların devam kontrolü ve mesai takibi amacıyla biyometrik verilerinin işlenmesine ilişkin Kurul yaklaşımı ilke kararı düzeyinde ortaya konulmuştur.</p>
<p>Kurul söz konusu kararı kapsamında; biyometrik verilerin mesai takibinde kullanımına ilişkin hem önceki kararlarında hem de yargı içtihadında uzun zamandır benimsenmiş olan ölçülülük, gereklilik ve veri minimizasyonu odaklı değerlendirmeyi bütüncül ve genel uygulanabilir nitelikte bir çerçeveye kavuşturmaktadır. Nitekim parmak izi, yüz tanıma, iris ve retina taraması gibi biyometrik tanımlama sistemlerinin özel nitelikli kişisel veri işleme faaliyeti doğurduğu; bu verilerin değiştirilmesi veya geri alınması mümkün olmayan niteliği nedeniyle yüksek risk taşıdığı Kurul ve yargı kararlarında daha önce de vurgulanmıştır.</p>
<h2><strong>Temel Değerlendirmeler</strong></h2>
<p>Kurul İlke Kararı’nda; parmak izi, retina veya yüz tanıma gibi verilerin “özel nitelikli kişisel veri” olduğunu hatırlatarak, bu verilerin ele geçirilmesi halinde değiştirilemez ve geri alınamaz yapısı nedeniyle yüksek risk barındırdığını vurgulamıştır.</p>
<p>İlke Kararı’nda, işverenlerin çalışma sürelerini takip etme ve belgeleme yönünde mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri bulunduğu kabul edilmekle birlikte, yürürlükteki mevzuatta bu takibin biyometrik veri işlenmesi suretiyle yapılmasını öngören açık bir hüküm bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, mesai takibi amacıyla biyometrik veri işleme faaliyetinin “kanunlarda açıkça öngörülme” hukuki sebebine dayandırılamayacağı değerlendirilmiştir.</p>
<p>Kurul ayrıca, işçi ile işveren arasındaki yapısal güç dengesizliğine dikkat çekerek, istihdam ilişkilerinde açık rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığının her durumda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çalışanın rıza göstermemesi veya rızasını geri çekmesi hâlinde olumsuz bir sonuçla karşılaşabileceği yönündeki kaygı, açık rızanın geçerliliğini tartışmalı hâle getirmektedir. Bununla birlikte İlke Kararı’nın asıl vurgusu, yalnızca açık rızanın geçerliliği meselesiyle sınırlı değildir. Kurul, geçerli bir açık rıza bulunduğu varsayımında dahi, mesai takibi gibi bir amaç bakımından biyometrik veri işlenmesinin Kanun’un 4. maddesinde yer alan genel ilkeler, özellikle ölçülülük ilkesi yönünden hukuka uygun kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir.</p>
<p>Bu kapsamda Kurul, biyometrik veri işleme faaliyetinin yalnızca bir hukuki sebebe dayanmasının yeterli olmadığını; aynı zamanda işleme faaliyetinin amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. Mesai takibi amacına, çalışanların özel nitelikli kişisel verilerinin işlenmesini gerektirmeyen daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılmasının mümkün olduğu dikkate alındığında, biyometrik sistemlerin kullanımı veri minimizasyonu ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.</p>
<p>Bu doğrultuda biyometrik tanımlama sistemleri yerine şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, RFID/NFC kimlik kartları, geleneksel imza ve kâğıt bazlı devam çizelgeleri ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yöntemlere başvurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu yönüyle karar, işverenlerin mesai takibini sürdürme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamakta; ancak bu takibin çalışanların özel nitelikli kişisel verilerini işlemeyen, daha az müdahaleci yöntemlerle gerçekleştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır..</p>
<h2><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></h2>
<p>2026/921 sayılı İlke Kararı, mesai takibinde biyometrik veri kullanımına ilişkin mevcut Kurul ve yargı yaklaşımını teyit eden, bu yaklaşımı genel nitelikli ve bağlayıcı bir çerçeveye taşıyan önemli bir karardır. Kararın temel sonucu, çalışanların parmak izi, yüz tanıma, iris veya retina taraması gibi biyometrik verilerinin mesai takibi amacıyla işlenmesinin, açık rıza alınmış olsa dahi kural olarak hukuka uygun kabul edilmeyeceğidir.</p>
<p>Bu nedenle işverenlerin mevcut mesai takip uygulamalarını gözden geçirmesi, biyometrik veri işleyen sistemleri sonlandırması, bu sistemler aracılığıyla daha önce elde edilen verilerin imha süreçlerini ayrıca değerlendirmesi ve mesai takibini daha az müdahaleci alternatif yöntemlerle yürütmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki uygulamalar, 6698 sayılı Kanun’un hukuka uygun işleme, ölçülülük, veri minimizasyonu ve veri güvenliğine ilişkin hükümleri kapsamında idari yaptırım riski doğurabilecektir.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk Bürosu</strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/mesai-takibinde-biyometrik-veri-kullanimina-iliskin-kvkk-ilke-kararinin-degerlendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik İle Getirilen Yeni Düzenlemeler</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik-ile-getirilen-yeni-duzenlemeler/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik-ile-getirilen-yeni-duzenlemeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 08:19:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2704</guid>

					<description><![CDATA[Giriş Tarım arazileri, yalnızca mülkiyet konusu taşınmazlar olmaktan öte; gıda güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma ve kamu yararı bakımından stratejik öneme sahip alanlar niteliğindedir. Bu nedenle tarım arazilerinin korunması, kullanılması ve tarım dışı faaliyetlere tahsis edilmesi uzun yıllardır özel bir hukuki rejime tabi tutulmaktadır. Özellikle artan kentleşme, enerji yatırımları, sanayi faaliyetleri ve kırsal alanlarda gelişen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><h2><strong>Giriş</strong></h2>
<p><strong>Tarım arazileri, yalnızca mülkiyet konusu taşınmazlar olmaktan öte; gıda güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma ve kamu yararı bakımından stratejik öneme sahip alanlar niteliğindedir.</strong> Bu nedenle tarım arazilerinin korunması, kullanılması ve tarım dışı faaliyetlere tahsis edilmesi uzun yıllardır özel bir hukuki rejime tabi tutulmaktadır. Özellikle artan kentleşme, enerji yatırımları, sanayi faaliyetleri ve kırsal alanlarda gelişen yapılaşma baskısı karşısında tarım arazilerinin korunmasına yönelik mevzuatın uygulama bakımından daha merkezi, denetlenebilir ve sınırlayıcı bir yapıya kavuşturulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. <strong>04.04.2026 tarihli ve 33214 sayılı Resmî Gazetede</strong> yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla hazırlanmış olup, 2017 tarihli önceki yönetmeliği yürürlükten kaldırarak tarım arazilerinin kullanım rejimini önemli ölçüde yeniden yapılandırmıştır. Yeni düzenleme; tarım dışı kullanım izinleri, büyük ova koruma alanları, güneş enerji santrali yatırımları, tarımsal amaçlı yapılar, alternatif alan değerlendirmesi ve denetim mekanizmaları bakımından daha katı ve sistematik bir yaklaşım benimsemektedir.</p>
<h2><strong>Yeni Yönetmelik Öncesi Uygulama ve Yaşanan Sorunlar</strong></h2>
<p>Önceki dönemde tarım arazilerinin korunmasına ilişkin mevzuat bulunmasına rağmen, uygulamada özellikle tarım dışı kullanım izinleri bakımından iller arasında farklı değerlendirmelerin ortaya çıktığı görülmekteydi. Alternatif alan araştırmalarının yeterince objektif yapılmaması, tarımsal kullanım bütünlüğü kavramının uygulamada esnek yorumlanması ve bazı yatırımların fiilen tarım dışı kullanıma dönüşmesine rağmen denetim mekanizmalarının sınırlı kalması önemli sorun alanları arasında yer almaktaydı. Özellikle güneş enerji santrali yatırımları, kırsal yapılaşmalar, bağ evi uygulamaları ve tarımsal amaçlı yapı izni kapsamında geliştirilen bazı projelerde, tarım arazilerinin fiilen farklı kullanım türlerine tahsis edildiği yönünde ciddi tartışmalar oluşmuştur. Bunun yanında, tarım arazilerinin hisselendirilerek fiili kullanım alanlarına ayrılması ve “tarımsal amaçlı kullanım” adı ile parçalı yapılaşma modellerinin geliştirilmesi de mevzuatın koruma amacını zayıflatan uygulamalar arasında yer almıştır. Diğer taraftan, tarım dışı kullanım izin süreçlerinin farklı kurumlar arasında yürütülmesi nedeniyle uygulamada koordinasyon eksikliği yaşanmakta, etüt süreçleri ile teknik değerlendirmelerde yeknesaklık sağlanamamakta ve idari denetim mekanizmaları çoğu zaman kullanım değişikliğinin gerçekleşmesinden sonra devreye girmekteydi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2709 aligncenter" src="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Atabay-Hukuk-Burosu-Tarim-Arazilerinin-Korunmasi-ve-Kullanilmasi-Hakkinda-Yonetmelik-Ile-Getirilen-Yeni-Duzenlemeler-2.webp" alt="Atabay Hukuk Bürosu - Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik İle Getirilen Yeni Düzenlemeler" width="800" height="450" srcset="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Atabay-Hukuk-Burosu-Tarim-Arazilerinin-Korunmasi-ve-Kullanilmasi-Hakkinda-Yonetmelik-Ile-Getirilen-Yeni-Duzenlemeler-2.webp 800w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Atabay-Hukuk-Burosu-Tarim-Arazilerinin-Korunmasi-ve-Kullanilmasi-Hakkinda-Yonetmelik-Ile-Getirilen-Yeni-Duzenlemeler-2-150x84.webp 150w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Atabay-Hukuk-Burosu-Tarim-Arazilerinin-Korunmasi-ve-Kullanilmasi-Hakkinda-Yonetmelik-Ile-Getirilen-Yeni-Duzenlemeler-2-768x432.webp 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px"></p>
<h2><strong>2026 Yönetmeliği ile Getirilen Yeni Yaklaşım</strong></h2>
<p>Yeni Yönetmelik, tarım arazilerinin korunmasına ilişkin yaklaşımı daha merkezi, dijital denetime açık ve önleyici bir sisteme dönüştürmektedir. Bu kapsamda en dikkat çekici düzenlemelerden biri, Tarım Arazileri Değerlendirme ve Bilgilendirme Sistemi (TAD Portal) üzerinden yürütülecek zorunlu dijital başvuru ve değerlendirme sistemidir. Böylece başvuru, arazi etüdü, sınıflandırma, değerlendirme, sorgulama ve arşivleme süreçlerinin dijital ortamda yürütülmesi öngörülmüştür.</p>
<p>Yönetmelik ile “tarımsal arazi kullanım bütünlüğü” kavramı daha somut kriterlere bağlanmış, tarım dışı kullanım taleplerinde planlı alanlardan veya daha düşük tarımsal potansiyele sahip alternatif alanlardan karşılanma zorunluluğu açık biçimde düzenlenmiştir. Özellikle mutlak tarım arazileri, dikili tarım arazileri, özel ürün arazileri ve sulu tarım arazileri bakımından koruma yaklaşımı önemli ölçüde güçlendirilmiştir.</p>
<p>Yönetmelik, bazı taleplerin Toprak Koruma Kurulu gündemine alınmadan reddedilmesini veya doğrudan valilikçe sonuçlandırılmasını da düzenlemektedir. Özellikle tarımsal arazi kullanım bütünlüğünün bozulduğunun tespiti, toplulaştırma projeleri bakımından sakınca bulunması veya GES taleplerinde arazinin kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde olmaması halinde talepler Kurul gündemine alınmayacaktır. Buna karşılık, büyük ova koruma alanı dışındaki tarımsal amaçlı yapılar ile belirli kuru marjinal tarım arazilerine ilişkin bazı talepler Kurul gündemine alınmaksızın valilikler tarafından sonuçlandırılabilecektir.</p>
<p>İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler bakımından da özel koruma hükümleri öngörülmüştür. Bu alanlar izin alınmaksızın tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacak; bu alanlarda arsa vasfı kazandırılması, ifraz yapılması, yol geçirilmesi, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması ve Bakanlık izni olmaksızın plan değişikliğine gidilmesi mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Yeni düzenleme, büyük ova koruma alanları bakımından daha sınırlayıcı bir rejim öngörmektedir. Yönetmelik uyarınca büyük ova koruma alanı olarak belirlenen alanlarda bulunan tarım arazileri kural olarak amacı dışında kullanılamaz. Bununla birlikte, alternatif alan bulunmaması ve ilgili kurul veya kurullar tarafından uygun görüş verilmesi şartıyla; tarımsal amaçlı yapılar ile Bakanlık ve talebin ilgili olduğu bakanlık tarafından ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler bakımından Bakanlıkça istisnai kullanım izni verilebilecektir. Ayrıca, büyük ova koruma alanlarının ilanından önce onaylanmış ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar, il idare kurullarınca onaylanan köy yerleşik alanı sınırları içinde kalan yerler ve ilan öncesinde <strong>5403 sayılı Kanun</strong> kapsamında izin alınmış olup diğer kurumlar nezdinde işlemleri devam eden talepler bakımından özel istisna hükümleri öngörülmüştür. Bu yönüyle Yönetmelik, büyük ova koruma alanlarında yeni tarım dışı kullanım taleplerini ciddi biçimde sınırlandırırken, önceki hukuki statüsü oluşmuş bazı alanlar bakımından istisnai/geçiş niteliğinde hükümler de öngörmektedir.</p>
<h2><strong>Güneş Enerji Santralleri ve Tarımsal Amaçlı Yapılar Bakımından Getirilen Sınırlamalar</strong></h2>
<p>Yönetmelikte dikkat çeken en önemli değişikliklerden biri, güneş enerji santrali yatırımlarına ilişkin getirilen sınırlamalardır. Buna göre bağımsız GES yatırımları ile hibrit santraller kapsamında ana santrale ek olarak kurulacak GES alanlarında kuru marjinal tarım arazisi şartı getirilmiş; bu sınıf dışındaki taleplerin Kurul gündemine alınmayacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık tarımsal amaçlı yapının müştemilatı niteliğindeki çatı GES ve sulama amaçlı GES talepleri ayrıca Yönetmelik ekindeki değerlendirme kriterleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, özellikle verimli tarım arazileri üzerinde enerji yatırımlarının yaygınlaşmasının önüne geçmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>Benzer şekilde tarımsal amaçlı yapı kavramı ayrıntılı biçimde tanımlanmış; hangi yapıların tarımsal amaçlı kabul edileceği tek tek sayılmıştır. Bağ evi, sulama amaçlı GES, tarımsal depo, fide-fidan tesisleri ve bazı üretim tesisleri tarımsal amaçlı yapı kapsamında değerlendirilmiş olmakla birlikte, bu yapıların tarım dışı kullanım amacıyla kullanılmasının izin iptaline yol açacağı açık biçimde hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede tarımsal amaçlı yapı izinlerinin, fiilen konut veya ticari kullanım amacıyla araçsallaştırılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Özellikle bağ evi uygulamalarına ilişkin olarak ilerleyen dönemde idari denetimlerin artması ve kullanım amacının daha sıkı incelenmesi beklenmektedir.</p>
<h2><strong>Denetim ve İdari Yaptırımların Güçlendirilmesi</strong></h2>
<p>Yeni Yönetmelik, yalnızca izin süreçlerini değil, izin sonrası denetim ve yaptırım mekanizmalarını da daha ayrıntılı ve caydırıcı şekilde düzenlemektedir. Yönetmelik uyarınca verilen izinlere ilişkin denetimlerin, iznin onay işlemlerinin tamamlandığı, ruhsata bağlandığı veya planın onaylandığı tarihi takip eden yılın sonunda başlaması ve ikinci yılın sonunda tamamlanarak sonucunun Bakanlık ve kurullara bildirilmesi öngörülmüştür.</p>
<p>Tarımsal amaçlı yapılara veya tarım dışı arazi kullanımına izinsiz başlanması ya da alınan izne aykırı kullanımın tespiti halinde, yapı inşaat aşamasındaysa işin durdurulması; yapı tamamlanmışsa kullanımına izin verilmemesi ve 5403 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanması söz konusu olacaktır. Bununla birlikte Yönetmelik, belirli hallerde ilgililere bir ay içinde gerekli izinlerin alınması için başvuru imkânı tanımaktadır. Bu başvurunun yapılmaması veya izin talebinin uygun görülmemesi halinde ise izinsiz yapıların yıkılması ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hale getirilmesi için iki ay süre verilecektir.</p>
<p>Verilen süreye rağmen aykırılığın giderilmemesi halinde faaliyet durdurulacak ve idari para cezası üç kat olarak uygulanabilecektir. Ayrıca yıkım ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda, ilgili belediye veya il özel idaresi nezdinde yıkım süreci işletilecek; bu idarelerce süresinde işlem yapılmaması halinde Bakanlık tarafından yıkım yaptırılabilecek ve masraflar sorumlulardan tahsil edilebilecektir.</p>
<p>Yönetmelik kapsamında yapılan denetimler, şikâyetler veya resen kontroller sonucunda aykırılık tespit edilmesi halinde, taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine “5403 sayılı Kanunun amacı dışında kullanılmıştır.” şeklinde belirtme yapılması da mümkündür. Bu düzenleme, hukuka aykırı kullanımın yalnızca idari yaptırıma konu edilmesiyle sınırlı kalmamakta; taşınmazın hukuki durumuna ilişkin riskin üçüncü kişiler bakımından da görünür hale gelmesini sağlamaktadır.</p>
<h2><strong>İtiraz ve İzin Sürelerine İlişkin Düzenlemeler</strong></h2>
<p>Yönetmelik kapsamında verilen kararlara veya arazi etüt raporu ile belirlenen arazi sınıflarına karşı bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebileceği düzenlenmiştir. Bu itirazın, kararın valilik tarafından tebliğinden itibaren bir yıl içinde Bakanlığa iletilmek üzere valiliklere yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Yönetmelik, verilen izinlerin süresiz nitelikte olmadığını da açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre, arazi kullanımına ilişkin izinlerin tebliğinden itibaren iki yıl içinde ilgili plan, onay veya ruhsat işlemlerinin tamamlanmaması halinde izinler geçersiz kabul edilecektir.</p>
<h2><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></h2>
<p><strong>04.04.2026 tarihli yeni Yönetmelik</strong>, tarım arazilerinin korunmasına ilişkin idari yaklaşımın önemli ölçüde sertleştiğini ve koruma odaklı bir modele geçildiğini göstermektedir. Düzenleme ile tarım dışı kullanım izin süreçleri daha merkezi ve denetlenebilir hale getirilmiş; alternatif alan araştırması, tarımsal bütünlük ilkesi ve büyük ova koruma rejimi uygulamada belirleyici hale getirilmiştir. Özellikle enerji yatırımları, kırsal yapılaşma, bağ evi uygulamaları ve tarımsal amaçlı yapı projeleri bakımından önceki döneme kıyasla daha sınırlayıcı bir idari yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Bunun yanında, tapu kütüğünün beyanlar hanesine yapılacak belirtmeler, daha caydırıcı hale getirilen idari yaptırımlar ve fiili hisselendirme modellerine yönelik suç duyurusu mekanizmaları, Yönetmeliğin yalnızca izin süreçlerini değil fiili kullanım pratiğini de kontrol altına alma amacı taşıdığını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde bu Yönetmeliğin özellikle enerji yatırımları, kırsal gayrimenkul geliştirme projeleri, tarım dışı kullanım izinleri ve büyük ova koruma alanlarına ilişkin idari yargı uyuşmazlıklarında önemli etkiler doğurması beklenmektedir. Bu nedenle tarım arazileri üzerinde yatırım planlayan gerçek ve tüzel kişilerin yalnızca imar mevzuatını değil, 5403 sayılı Kanun ile yeni Yönetmelik kapsamında getirilen teknik ve idari sınırlamaları da dikkate alarak hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk Bürosu</strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik-ile-getirilen-yeni-duzenlemeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Yapılan Önemli Değişiklikler</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-yapilan-onemli-degisiklikler/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-yapilan-onemli-degisiklikler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 07:13:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2631</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 29/04/2026 tarihli ve 33238 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikler ile Ticaret Bakanlığı tarafından taşınmaz ticaretine ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’te (“Yönetmelik”) gerçekleştirilen değişikliklerin özellikle emlak danışmanlarının yetki belgesinin tadili ile taşınmaz ticaretinde güvenli ödeme sisteminin oluşturulmasına odaklandığı görülmektedir. Yetki Belgesine İlişkin Tadil ve Yenileme Süreçlerinin Düzenlenmesi ile Ödeme Sistemine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><h2><strong>Giriş</strong></h2>
<p>29/04/2026 tarihli ve 33238 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikler ile Ticaret Bakanlığı tarafından taşınmaz ticaretine ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’te (“<strong>Yönetmelik</strong>”) gerçekleştirilen değişikliklerin özellikle emlak danışmanlarının yetki belgesinin tadili ile taşınmaz ticaretinde güvenli ödeme sisteminin oluşturulmasına odaklandığı görülmektedir.</p>
<h2><strong>Yetki Belgesine İlişkin Tadil ve Yenileme Süreçlerinin Düzenlenmesi ile Ödeme Sistemine İlişkin Yeni Yükümlülükler</strong></h2>
<p>Yapılan değişikliklerin iki ana eksende yoğunlaştığı görülmektedir:</p>
<ul>
<li>yetki belgesine ilişkin tadil ve yenileme süreçlerinin sistematik hale getirilmesi ve</li>
<li>taşınmaz satışlarında ödeme süreçlerine yönelik yeni sistemin hayata geçirilmesi.</li>
</ul>
<p>Öncelikle, Yönetmelik’te halihazırda düzenlenen yetki belgesinin yenilenmesi (md.8) konusunu yanında yapılan değişiklikler ile yetki belgesine ilişkin “tadil” ve “yenileme” kavramları birbirinden ayrıştırılarak açık şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, ticaret unvanı veya işletme adı değişikliği haricindeki bilgi değişikliklerinde yetki belgesinin tadil edilmesi; unvan veya işletme adı değişikliklerinde ise belgenin yenilenmesi öngörülmüştür. Söz konusu değişikliklere ilişkin başvuruların, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılması ve idare tarafından yine 10 gün içinde sonuçlandırılması zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca, işletme adresi veya unvan değişikliği gibi durumlarda, ilgili işletme ile sözleşmeli diğer işletmelerin yetki belgelerinin de resen tadil veya yenilenmesi öngörülerek sistemsel bütünlük sağlanmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2676 aligncenter" src="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Tasinmaz-Ticareti-Hakkinda-Yonetmelikte-Yapilan-Onemli-Degisiklikler-2.webp" alt="Atabay Hukuk Bürosu - Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’te Yapılan Önemli Değişiklikler" width="800" height="450" srcset="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Tasinmaz-Ticareti-Hakkinda-Yonetmelikte-Yapilan-Onemli-Degisiklikler-2.webp 800w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Tasinmaz-Ticareti-Hakkinda-Yonetmelikte-Yapilan-Onemli-Degisiklikler-2-150x84.webp 150w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Tasinmaz-Ticareti-Hakkinda-Yonetmelikte-Yapilan-Onemli-Degisiklikler-2-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px"></p>
<p>Bunun yanı sıra, Yönetmelik kapsamına ilk defa “ödeme sistemi”ne ilişkin hükümler eklenmiştir. Buna göre, taşınmaz satış bedelinin nakit, havale veya elektronik fon transferi gibi yöntemlerle ödenmesi halinde, bedelin mülkiyet devri ile eş zamanlı olarak el değiştirmesini sağlayacak bir ödeme sistemi üzerinden işlem yapılması esası getirilmiştir. Özellikle kredi kullanımı söz konusu olan işlemlerde, kredi tutarı dışındaki ödemeler bakımından da bu sistemin kullanılması öngörülerek kapsam geniş tutulmuştur. Söz konusu düzenleme ile taraflar arasındaki ödeme süreçlerinin güvenli, izlenebilir ve denetlenebilir hale getirilmesi amaçlanmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, ödeme sistemi kapsamında gerçekleştirilen işlemler bakımından bir kullanım bedeli öngörülmüş olup, bu bedelin satıcıya aktarılacak satış bedelinden mahsup edileceği düzenlenmiştir. Ayrıca sistemin kurulması, işletilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasların Ticaret Bakanlığı tarafından belirleneceği; bu süreçlerin takibi amacıyla ilgili bakanlık temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacağı hüküm altına alınmıştır. Son olarak ödeme sistemine ilişkin düzenlemelerin uygulamaya konulması bakımından 01/07/2026 tarihine kadar bir geçiş süreci öngörülmüştür.</p>
<h2><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></h2>
<p>Sonuç olarak, değişikler kapsamında özellikle taşınmaz satış bedelinin güvenli ve izlenebilir şekilde aktarılmasına yönelik önemli etkiler doğuracağı değerlendirilmektedir. Getirilen ödeme sistemi ile satış bedelinin mülkiyet devri ile eş zamanlı ve kayıt altına alınarak aktarılması sağlanmakta, bu durum uygulamada bedelin gerçeğe aykırı şekilde düşük gösterilmesi riskini azaltabilecek nitelik taşımaktadır. Bu çerçevede düzenlemenin hem idari denetimin etkinliğini artırmaya hem de kayıt dışılığın önlenmesine hizmet edeceği söylenebilecektir. Sektör paydaşlarının bu yeni yapıya uyum sağlaması önem arz etmektedir.</p>
<p style="text-align: right;"><em>Saygılarımızla,</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk</strong></p>
<p style="text-align: right;">
</p></body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-yapilan-onemli-degisiklikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anayasa Mahkemesinin Limited Şirketlere İlişkin Kararının Değerlendirilmesi</title>
		<link>https://atabayhukuk.com.tr/anayasa-mahkemesinin-limited-sirketlere-iliskin-kararinin-degerlendirilmesi/</link>
					<comments>https://atabayhukuk.com.tr/anayasa-mahkemesinin-limited-sirketlere-iliskin-kararinin-degerlendirilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[atabayhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://atabayhukuk.com.tr/?p=2510</guid>

					<description><![CDATA[Giriş 17.03.2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2025 tarihli, 2025/7128 Esas ve 2025/273 Karar sayılı ilamı yayınlanmıştır. Anılan karar ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (‘‘Kanun’’) 616/1-(h) ve 621/1-(h) maddelerinde yer alan ve limited şirketlerde ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin karar alma ve yargısal başvuru mekanizmalarını düzenleyen hükümler, özellikle iki ortaklı limited şirketler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<body><h2><strong>Giriş</strong></h2>
<p>17.03.2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2025 tarihli, 2025/7128 Esas ve 2025/273 Karar sayılı ilamı yayınlanmıştır. Anılan karar ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (‘‘<strong>Kanun</strong>’’) 616/1-(h) ve 621/1-(h) maddelerinde yer alan ve limited şirketlerde ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin karar alma ve yargısal başvuru mekanizmalarını düzenleyen hükümler, özellikle iki ortaklı limited şirketler bakımından anayasal denetime tabi tutulmuştur. Karar, şirketler hukukunda uzun süredir tartışılan “kilitlenme” sorununa anayasal perspektiften yaklaşması bakımından önem arz etmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2519 size-full" src="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-1.webp" alt="Atabay Hukuk Bürosu - Anayasa Mahkemesinin Limited Şirketlere İlişkin Kararının Değerlendirilmesi" width="1000" height="750" srcset="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-1.webp 1000w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-1-150x113.webp 150w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-1-768x576.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px"></p>
<h2><strong>Uyuşmazlığın Konusu</strong></h2>
<p>Kanun’un 616. maddesinde genel kurulun devredilemez yetkileri düzenlenmiş olup, bir ortağın şirketten çıkarılması amacıyla mahkemeye başvurulmasına karar verilmesi de bu kapsamda sayılmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (h) bendine göre, ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden talepte bulunulması genel kurulun münhasır yetkileri arasında yer almaktadır. Buna paralel olarak Kanun’un 621. maddesinde, bu tür kararların alınabilmesi için gerekli toplantı ve karar nisapları düzenlenmiştir. Buna göre, bir ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararının alınabilmesi; temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun birlikte sağlanmasına bağlıdır.</p>
<p>Uyuşmazlık, limited şirketlerde bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılabilmesi için mahkemeye başvurulmasının genel kurul kararına bağlanması ve öngörülen ağırlaştırılmış nisap şartlarının, özellikle iki ortaklı şirketlerde fiilen uygulanabilir olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>
<h2><strong>İtiraz Yolu ve Anayasa’ya Aykırılık İddiaları</strong></h2>
<p>İtiraz yoluna başvuran merci, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi olup, görülmekte olan davada uygulanacak kanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine ulaşarak iptal talebinde bulunmuştur. Anılan itirazda, söz konusu düzenlemelerin Anayasa’nın 2., 10., 35., 36. ve 74. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek, iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>
<h2><strong>Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi</strong></h2>
<p>Anayasa Mahkemesi incelemesini ağırlıklı olarak Anayasa’nın  ‘Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması’ başlıklı 40. Maddesi ve ‘Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti’ 48. maddesi çerçevesinde gerçekleştirmiştir. Mahkeme, iki ortaklı limited şirketlerde ortaklardan birinin diğerini şirketten çıkarmak istemesi hâlinde, öngörülen nitelikli çoğunluğun sağlanmasının fiilen mümkün olmadığını tespit etmiştir. Bu durumda genel kurul kararı alınamamakta ve dolayısıyla mahkemeye başvuru imkânı ortadan kalkmaktadır. Mahkeme’ye göre, bu durum çıkarma mekanizmasını işlevsiz hâle getirmekte; haklı sebeplerin varlığı hâlinde dahi ortağın şirketten çıkarılması fiilen imkânsızlaşmaktadır. Böylelikle, hukuken öngörülmüş bir yolun pratikte kullanılamaması söz konusu olmaktadır.</p>
<p>Anayasa’nın 48. maddesinde düzenlenen teşebbüs özgürlüğünün, yalnızca bireylerin ekonomik faaliyette bulunma serbestisini değil, aynı zamanda bu faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlayacak etkili bir hukuki altyapının kurulmasını da içerdiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede devletin, salt müdahaleden kaçınmakla yetinmeyip, aynı zamanda özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünü sağlayacak etkili ve işler mekanizmalar kurma yönünde pozitif yükümlülükler üstlendiği vurgulanmıştır.</p>
<p>Öte yandan Mahkeme, iki ortaklı limited şirketlerde ortakların eşit oy gücüne sahip olması nedeniyle, bir ortağın diğerini şirketten çıkarma yönündeki iradesinin genel kurul düzeyinde karşılık bulmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Bu durumun, ilgili ortağın mahkemeye erişimini dolaylı olarak engellediği ve etkili başvuru hakkını zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.</p>
<p>Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca, hakları ihlal edilen kişilerin etkili bir başvuru yoluna sahip olması zorunludur. Mahkeme, mevcut düzenlemenin iki ortaklı limited şirketler bakımından bu gerekliliği karşılamadığını ve etkili bir başvuru mekanizması sunmadığını tespit etmiştir. Bu gerekçelerle <strong><u>Mahkeme, söz konusu hükümlerin iki ortaklı limited şirketler yönünden Anayasa’nın 40. ve 48. maddelerine aykırı olduğuna karar vermiştir.</u></strong></p>
<p>Karara karşı oy kullanan üyeler ise limited şirketlerin güven ilişkisine dayalı yapısına vurgu yapmıştır. Karşı oyda; mevcut düzenlemenin ortaklar arasındaki dengeyi koruduğu, iki ortaklı şirketlerde ortaya çıkan kilitlenmenin anayasal bir ihlal teşkil etmediği ifade edilmiştir. Ayrıca, çıkarma mekanizmasının genişletilmesinin azınlık ortakların korunması bakımından yeni riskler doğurabileceği, bu nedenle kanun koyucunun takdir yetkisinin daraltılmaması gerektiği belirtilmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2520 aligncenter" src="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-2.webp" alt="Atabay Hukuk Bürosu - Anayasa Mahkemesinin Limited Şirketlere İlişkin Kararının Değerlendirilmesi" width="800" height="500" srcset="https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-2.webp 800w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-2-150x94.webp 150w, https://atabayhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Atabay-Hukuk-Burosu-Anayasa-Mahkemesinin-Limited-Sirketlere-Iliskin-Kararinin-Degerlendirilmesi-2-768x480.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px"></p>
<h2><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></h2>
<p>Anayasa Mahkemesi, Kanun’un 616/1-(h) ve 621/1-(h) maddelerinde yer alan düzenlemeleri, iki ortaklı limited şirketler bakımından anayasal denetime tabi tutarak, bu şirket yapısında genel kurul kararının fiilen alınamaması nedeniyle etkili başvuru hakkı ile teşebbüs özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, söz konusu hükümlerin “iki ortaklı limited şirketler yönünden” iptaline oy çokluğuyla karar vermiştir. Karar, şirket içi uyuşmazlıkların çözümünde yalnızca teorik olarak öngörülmüş değil, aynı zamanda fiilen işler ve erişilebilir hukuki mekanizmaların bulunmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, kanun metninde açıkça düzenlenmeyen “iki ortaklı limited şirketler” ayrımı esas alınarak sınırlı bir iptal sonucuna varılmış olması, uygulamada farklı değerlendirmelere ve yeni tartışmalara yol açabilecek niteliktedir. Bu yönüyle karar, bir taraftan kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapma gerekliliğine işaret etmekte, diğer taraftan ise doktrin ve yargı pratiğinde önemli bir tartışma zemini oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: right;">Saygılarımızla,</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Atabay Hukuk Bürosu</strong></p>
</body>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://atabayhukuk.com.tr/anayasa-mahkemesinin-limited-sirketlere-iliskin-kararinin-degerlendirilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
