• Hakkımızda
  • Sektörler
  • Çalışma Alanları
    Atabay Hukuk Bürosu
    Çalışma Alanlarımız
  • Ekibimiz

Anonim Şirketlerde Pay Senedi Basımı ve Vergisel Avantajları

Giriş

Anonim şirketler, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca anonim şirketlerde ortaklık payı, pay senedi ile temsil edilebilir. Pay senedi, payı temsil eden ve devrini kolaylaştıran bir kıymetli evrak niteliği taşır.

Pay senedi basımı, şirketler hukuku bakımından olduğu kadar vergisel sonuçları bakımından da önem taşımaktadır. Özellikle payın pay senedi ile temsil edilip edilmemesi, pay devrinden doğan kazancın vergilendirilmesinde farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle pay senedi uygulaması, anonim şirketler ve pay sahipleri açısından yalnızca şekli bir konu değil, aynı zamanda önemli bir planlama unsurudur.

Atabay Hukuk Bürosu - Anonim Şirketlerde Pay Senedi Basımı ve Vergisel Avantajları

Anonim Şirketlerde Pay Senetleri

Pay senetleri, anonim şirket payını temsil eden ve payın devrini kolaylaştıran kıymetli evrak niteliğindeki belgelerdir. Anonim şirketlerde paylar nama veya hamiline yazılı olabilir. Ancak bedeli tamamen ödenmemiş paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılması mümkün değildir.

TTK m. 487/1 uyarınca pay senetleri belirli şekil şartlarına tabidir. Buna göre pay senedinde; şirketin ticaret unvanı, esas sermaye tutarı, şirketin kuruluş tarihi, kuruluş tarihindeki sermaye miktarı, çıkarılan pay senedinin tertibi, tescil tarihi, senedin türü ve itibari değeri ile kaç payı içerdiği yer almalı; ayrıca şirket adına imzaya yetkili en az iki kişi tarafından imzalanmış olmalıdır. Nama yazılı pay senetlerinde bunlara ek olarak pay sahibinin adı ve soyadı veya ticaret unvanı, yerleşim yeri ve pay bedelinin ödenmiş kısmı da gösterilmelidir. Nama yazılı pay senetleri ayrıca pay defterine kaydedilir.

Pay Senetlerinin Basılma Zorunluluğu Mevcut Mu?

Anonim şirketlerde kural olarak payların mutlaka pay senedi ile temsil edilmesi zorunlu değildir. Başka bir ifadeyle, pay senedi basılması esasen ihtiyaridir. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır.

Bunlardan ilki, hamiline yazılı pay senetleridir. TTK m. 486 uyarınca, pay bedellerinin tamamının ödenmesi üzerine yönetim kurulu, bu tarihten itibaren üç ay içinde hamiline yazılı pay senetlerini bastırarak pay sahiplerine dağıtmakla yükümlüdür.

Nama yazılı pay senetleri bakımından ise kural olarak basım zorunluluğu bulunmamakla birlikte, TTK m. 486/3 uyarınca azlığın talepte bulunması hâlinde nama yazılı pay senetlerinin bastırılması ve tüm nama yazılı pay sahiplerine dağıtılması zorunlu hale gelir. Bu yönüyle, nama yazılı pay senedi basımı kural olarak ihtiyari olmakla birlikte, azlığın talebi üzerine zorunlu bir nitelik kazanabilmektedir.

Pay Senetlerinin Bastırılmasının Hukuki Sonuçları

Pay senedinin bastırılması, tek başına pay sahipliği sıfatını doğuran bir işlem değildir. Anonim şirkette pay sahipliği, esasen payın iktisabı ile kazanılır; payın senede bağlanması ise pay sahipliğini daha kolay ispat edilebilir ve devredilebilir hale getirir. Bu çerçevede pay senedi, pay üzerinde yapılacak hukuki işlemler bakımından önemli bir işlev görür ve özellikle pay devrinin belgeye bağlanması suretiyle uygulamada güven ve kolaylık sağlar.

Nama yazılı pay senetlerinde hukuki işlemle devir, kural olarak ciro edilmiş senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir. Bununla birlikte, şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı bulunan kişi pay sahibi olarak kabul edildiğinden, devralanın şirket nezdinde pay sahipliği haklarını kullanabilmesi bakımından pay defterine kayıt ayrıca önem taşır. Ayrıca nama yazılı paylar bakımından, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen bazı sınırlamalar çerçevesinde devrin sınırlandırılması da mümkündür.

Hamiline yazılı pay senetlerinde ise devir, zilyetliğin geçirilmesine dayanır. Ancak güncel düzenleme uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin şirket ve üçüncü kişiler hakkında hüküm doğurabilmesi için, devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirim yapılması gerekir. MKK’ya bildirim yapılmadığı sürece, hamiline yazılı pay senedine bağlı haklar şirket nezdinde ileri sürülemez ve kanundan doğan paya bağlı haklar kullanılamaz. Bu nedenle, hamiline yazılı pay senetleri bakımından yalnızca fiilî teslim artık tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

Pay Senedi Basılmasının Vergisel Avantajları

Pay senedi basımı, anonim şirket paylarının devrinde her vergi türü bakımından aynı sonucu doğurmaz. Vergisel avantajın kapsamı, satıcının gerçek kişi veya tüzel kişi olmasına, devredilen kıymetin pay senedi ile temsil edilip edilmemesine ve ilgili payların elde tutulma süresine göre değişir. Bu nedenle pay senedi basımının vergisel etkisi değerlendirilirken gelir vergisi, kurumlar vergisi ve KDV bakımından ayrı ayrı inceleme yapılması gerekir.

1- Gelir Vergisi Açısından

Gerçek kişi satıcı bakımından en belirgin vergisel avantaj, anonim şirket payının hisse senedi veya geçici ilmühaber ile temsil edilmesinden doğar. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 80. maddesi uyarınca, ivazsız iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olup iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artış kazancı olarak vergilendirilmez. Buna karşılık, payların hisse senedine veya geçici ilmühabere bağlanmamış olması ya da iki yıllık elde tutma süresinin sağlanmaması halinde, satış kazancı kural olarak değer artış kazancı rejimi içinde vergilendirilir.

2- Kurumlar Vergisi Açısından

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi kapsamında, kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle yer alan iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın %50’lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır. İstisnadan yararlanılabilmesi için satış kazancının istisnaya konu edilen kısmının pasifte özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar bu fonda tutulması gerekir. Ayrıca satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu şartların ihlali halinde istisna kaybedilir ve satış kazancı genel esaslara göre vergilendirilir.

3- Katma Değer Vergisi (KDV) Açısından

KDV bakımından değerlendirme yapılırken gerçek kişiler ile kurumlar arasında ayrım gözetilmelidir. Gerçek kişilerin, ticari organizasyon kapsamında olmayan pay devirleri kural olarak KDV’nin konusuna girmez. Kurumlar bakımından ise iki ayrı istisna gündeme gelebilir. İlk olarak, pay senedi ile temsil edilen anonim şirket paylarının devrinde, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-g maddesi kapsamında KDV istisnası bulunduğu kabul edilmektedir. Bu yönüyle, payların pay senedine bağlanmış olması KDV bakımından ayrıca önem taşır.

Buna karşılık, pay senedine bağlanmamış iştirak hisselerinin devrinde KDV istisnası tamamen ortadan kalkmış değildir. KDV Kanunu’nun 17/4-r maddesi uyarınca, kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisselerinin satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler KDV’den istisnadır. Ancak istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları iştirak hisselerinin teslimleri bu istisnadan yararlanamaz. Dolayısıyla tüzel kişi ortak tarafından yapılan her pay devrinde otomatik olarak KDV doğduğunu söylemek doğru değildir; vergisel sonuç, payın senede bağlanıp bağlanmamasına, aktifte bulundurma süresine ve payın elde tutulma amacına göre değişir.

Atabay Hukuk Bürosu - Anonim Şirketlerde Pay Senedi Basımı ve Vergisel Avantajları

Sonuç ve Değerlendirme

Anonim şirketlerde pay senedi basımı, her ne kadar zorunlu bir uygulama olmasa da, hem şirketler hukuku hem de vergi hukuku bakımından önemli sonuçlar doğuran stratejik bir işlemdir. Pay senetleri, pay sahipliğinin ispatı, pay devrinin kolaylaştırılması ve paya bağlı hakların daha düzenli şekilde kullanılabilmesi bakımından işlev görürken; vergisel açıdan özellikle gerçek kişi pay sahipleri yönünden önemli avantajlar sağlayabilmektedir. Tüzel kişi ortaklar bakımından ise vergisel avantaj, doğrudan pay senedinin varlığından değil, iştirak hissesi niteliği, aktifte bulundurma süresi ve ilgili vergi mevzuatındaki şartların sağlanmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle pay senedi basımı, yalnızca şekli bir şirket işlemi olarak değil, pay devri planlaması, vergisel risklerin azaltılması ve hukuki güvenliğin güçlendirilmesi bakımından bütüncül şekilde değerlendirilmelidir.

Saygılarımızla,

Atabay Hukuk Bürosu